“ne zaman yaşamayı sevdiğimi söylesem
mutlaka derin çukurlar kazılır ayaklarıma
mutlaka bütün ışıklar söndürülür
yaşamayı sevdiğimi söylerim yine
çünkü bir kavgada unutmuşum ellerimi
kalbim yine eski yerinde.”
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“bir gece bekçisine soru sorulmaz
ama kendini tutamıyor bir akşamcı:
abi ayağıma dolanan bu akşamı sen mi koydun buraya
şu parktaki manolya ağacını yakama takabilir miyim abi
abi başıma yıldızlar dökülüyor, kasketini giyebilir miyim?”
“Kaybediyorum aklımı ama önemli değil, en büyük huzuru halüsinasyonda buluyorum. Kim olduğumu söyleyemem çok garip. Aslında çok iyi biliyorum ama söyleyemiyorum. En çok da söylemekten korkuyorum, çünkü konuşmaya çalıştığımda hem hissettiğim şeyi ifade edemiyorum hem de hissettiğim yavaş yavaş söylediğim şeye dönüşmeye başlıyor. Ya da beni harekete geçiren hissettiğim şey değil de söylediğim şey. Kim olduğumu hissediyorum ve bu beynimin üstünde bir yerde, ağzımda- özellikle de dilimde-, kollarımın yüzeyinde, üstelik içimden de geçiyor, bedenimin en derinlerinden, ama tam olarak, nerede, onu söylemeyi bilmiyorum işte. Tadı gri, biraz da kırmızımsı, eskimiş yerleri hafif mavimsi ve jelatin gibi kayıyor, aheste. Bazen keskinleşiyor ve yaralıyor beni, çarpışıyor benimle. Pekala, şimdi mavi gökyüzünü düşünüyorum mesela. Ama özellikle yaşıyor olmanın kesinliği nereden geliyor? Hayır, iyi değilim. Çünkü kimse kendine bu soruları sormaz, bense…”