Mutluluk/Kitap Yorumu
Zülfü Livaneli kalemini çok sevdiğim bir yazar. Daha önce birçok kitabını okudum fakat beni en çok zorlayan kitaplarından biri oldu Mutluluk.
Sebebi Dili değil konusuydu. Kendimi günümüz Türk dizilerinden birini izler gibi hissettim. Malum Türk Dizilerinde de hep bir dram, tecavüz, dayak yiyen kadın gibi ögeler bolca mevcut.
Bu kitapta içerisi de Töre, terör, kimlik karmaşası gibi dizilerimize bolca konu olmuş ögeleri içeriyor.
Kitabımız Van Gölü'nün kıyısında bir kasabada da geçiyor. Doğu görevimi Van'da yapmış bir öğretmen olarak kitapta ilk dikkatimi çeken bu olmuştu.
Meryem adlı karakterimizin annesi onu doğururken ölmüş. Hep itilip kakılmış, kadınlığından utanan, hurafelere inanan bir çocuk. Maalesef bu çocuk kendini dini bir lider ilan etmiş amcası tarafından tecavüze uğruyor. Bu sebeplede ölüme mahkum ediliyor. Ne acı... Günahsız bir yavrunun ev büyük günahı işlediğini söylemek... Cahilliğin en son noktası ve ne yazik ki hala günümüzde mevcut bu düşünce.
Meryem'i öldürme görevi de amcasının oğlu Cemal'e veriliyor. Cemal, dağlarda aylarda PKK ile savaşan bir askeri birliğin içinde yıpranmış bir erkek. En yakın arkadaşı kürt ve dağa çıkmış bir terörist. Tam bir kimlik karmaşası yaşıyor. Masumiyetini kaybetmiş. Ölüm,yaşam ayrımını yitirmiş biri. Böyle birine çocukluğu birlikte geçmiş Kız kardeşi gibi gördüğü Meryem'i öldürme görevi veriliyor. Tabi ki en büyük günahı işledi diyerek.
Cemal'in dağda yaşadıkları çok içime dokundu. Çünkü maalesef yakın tarihimizde yaşanan ve hala yaşanmaya devam eden olaylar bunlar. Ülkemizin acı gerçeği.
Bu ikili İstanbul'a doğru yola çıkıyor. Çünkü İstanbul büyük. Orada öldürülen bir kızın hesabı sorulmuyor.
Gerçekliği var maalesef bu durumun. Geçmişte faili meçhul bir çok cinayetin sebeplerinden