Hacı Bektaş-i Veli’nin "Gönül almak" hakkında serd ettiği derin ve zarif öğüdü, aslında hayatın en kısa ama en etkili "kullanım kılavuzu" gibi.
"Gönül almak", sadece bir tartışmayı tatlıya bağlamak değil; bir insanın ruhuna dokunmak, ona değerli olduğunu hissettirmek ve dünyayı bir nebze daha katlanılır kılmak demek.
Şu üç noktadan bakınca bu söz daha da anlam kazanıyor:
İnsanın ömrünü düşününce zaman kısıtlı... "Durma" kelimesi bir aciliyet belirtir. Yarın her şey için çok geç olabilir, bu yüzden nezaketi ertelememek gerekir.
Anadolu irfanında en büyük ibadet olarak görülür, çünkü gönül, "Nazargah-ı İlahi" (Tanrı’nın baktığı yer) olarak bilinir. Bir gönlü incitmek bir şehri yıkmaya, bir gönlü yapmak ise dünyayı kurmaya eşdeğerdir.
Kin ve nefret taşımak yorar. Gönül almaya odaklanan bir zihin, negatif enerjiden arınır ve hafifler. Dolayısı ile bir yükten kurtulur...
Bir şiir, buyrunuz:
Durma gönül almaya bak,
Şekle değil sen öze bak.
Zerreyi gör sevmeye bak,
Ettiklerin bulur seni.
Kibir dağı aşsa bile,
Düşürür bak dilden dile.
Gül verenler gül alırlar,
Ettiklerin bulur seni.
Dünya malı elde kalmaz,
Kırık kalp hiç huzur bulmaz.
Tohum eken darda kalmaz,
Ettiklerin bulur seni.
Niyetindir yolun sonu,