Bir Dilek Yetmez – Bir Öğretmenin Hayatlara Dokunan Hikâyesi
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 77. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 21:03
Bir Dilek Yetmez Dilek Livaneli Bazı öğretmenler yalnızca ders anlatır, bazıları ise dokunduğu her hayatı değiştirir. Dilek Livaneli'nin Bir Dilek Yetmez adlı kitabı, ikinci grupta yer alan, öğretmenliği bir meslekten çok yaşam biçimi olarak benimsemiş bir eğitimcinin gerçek mücadelesini anlatıyor. Köy okullarında birleştirilmiş sınıflarda görev yapmak, öğretmenlik mesleğinin en zor alanlarından biridir. Kitapta Dilek Öğretmen'in, farklı sınıf düzeylerindeki öğrencilerin aynı ortamda eğitim aldığı bir okulda, o dönemde bu modele uygun ders kitapları bile bulunmazken her seviyeye uygun öğretim yöntem ve teknikleri geliştirerek öğrencilerine ulaşması hayranlık uyandırıyor. Her öğrencinin seviyesine göre bilgiyi uyarlayabilmesi, onu sadece başarılı bir öğretmen değil, aynı zamanda bütün öğretmenlerin örnek alması gereken bir eğitimci hâline getiriyor. Kitapta beni en çok etkileyen noktalardan biri ise, yokluklar karşısında umudunu hiç kaybetmemesi oldu. Hiçbir imkânın bulunmadığı bir köy okulunu, büyük bir özveriyle adım adım yeniden inşa etmesi; okulunu sadece eğitim verilen bir bina olmaktan çıkarıp çocukların umutla geldiği bir yuvaya dönüştürmesi, öğretmenliğin aslında ne kadar büyük bir fedakârlık gerektirdiğini gösteriyor. Günümüzde öğrenciler bilgiye kolayca ulaşabiliyor; hatta çoğu zaman bilgi bombardımanı içinde kalıyor. Oysa Dilek Öğretmen'in yıllarında bilgiye ulaşmak bugünkü kadar kolay değildi. Buna rağmen o, öğrencilerine yalnızca bilgi aktarmayı değil, bilgiye nasıl ulaşacaklarını, araştırmayı ve öğrenmeyi öğretiyor. İşte gerçek eğitim de tam olarak budur. Çünkü ezberlenen bilgiler unutulabilir, ancak öğrenmeyi öğrenen birey hayatı boyunca gelişmeye devam eder. Dilek Öğretmen'in en önemli özelliklerinden biri de görevini yalnızca okulun duvarlarıyla
1000Kitap
Bir Dilek YetmezDilek Livaneli · Epsilon Yayınevi · 2021382 okunma
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 17:05
Özgen Biçgin | Kontrol Kulesi : Son Talimat “Bazı insanlar, unutmak için yaşar. Bazıları ise yaşamak için unutur.” Sıradan bir iş günü, en fazla ne kadar sıradanlıktan çıkabilir? Esenboğa Havalimanı’nın kontrol kulesinde çalışan Selim, Emre, Rana ve Tunç bir anda dış dünyadan kopuyor. Kapılar kilitleniyor ve gökyüzünde yüzlerce insanın hayatı onların vereceği kararlara, gösterecekleri yollara bağlı kalıyor. Soğukkanlılıkla ilerletmek zorunda oldukları bir görev, verecekleri kararların ağırlıkları…. Panik olmamalı, hata yapmamalılar. Açıkçası bu kadar gerileceğimi ve heyecanlanacağımı tahmin etmemiştim. Ne karar vereceklerini, neler olacağını merak ederek çevirdim sayfaları. Elimden bırakamadan okuduğum bir kitap oldu. Sık sık da düşündüm. Ben o ekibin yerinde, onlardan biri olsaydım; o baskı altında işimi ne kadar yapabilirdim? Nasıl kararlar alabilirdim? Ya da yapabilir miydim? Temposu hiç düşmeyen, sürükleyici ve merak duygusunu diri tutan bir yolculuktu. Bir oturuşta bitirebileceğiniz bir kitap. Hatta kitabı bitirdikten sonra kontrol kulelerine bakışınız bile biraz değişecek diyebilirim. O zaman keyifle okunsun
Kontrol Kulesi: Son TalimatÖzgen Biçgin · Eksik Parça Yayınları · 202611 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2025 213. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2025 00:00
Bu kitap… gerçekten ruhumu hırpaladı. “Oyunbaz” zaten insanın aklını yerinden alan bir başlangıçtı ama Düzenbaz ile birlikte artık bu iş sadece bir oyun olmaktan çıktı, tam anlamıyla psikolojik bir işkenceye dönüştü. Daire 13 artık sadece bir mekân değil, karakterlerin iç dünyasının karanlık bir yansıması gibi. Her sayfada nefesimi tuttuğumu, omuzlarımın kasıldığını fark ettim. Ölüm karakteri… aklım almıyor. Zeki mi? Evet. Korkutucu mu? Fazlasıyla. Ama en tehlikelisi şu: Bazen onu anlamaya çok yaklaşıyorsun. Ve bu insanın kendi içinden ürpermesine yetiyor. Afra’nın içindeki yaşam ve ölüm arzusunun çatışması o kadar güzel ama bir o kadar da acı vericiydi ki… Onun yerinde olsam ne yapardım, hayatta kalmak için ne kadar ileri gidebilirdim diye kendimi sorgularken buldum. Ve bu kitapta asıl can yakan şey de bu zaten: Okurken sadece karakterleri değil, kendini de yargılıyorsun. Bu kitapta en çok hoşuma giden şey, artık maskelerin yavaş yavaş düşmesi oldu. Ama düşen her maske, yeni bir yara açıyor. Geçmiş sahneler… Kıyı (Ölüm) ve Afra arasındaki bağ… Hepsi içime bir ağırlık gibi çöktü. Yeni bilgi vermemesi biraz hayal kırıklığı yarattı evet, ama psikolojik gerilim açısından önceki kitaptan bile daha sertti. Bazı sahnelerde kitabı kapatıp “devam etmeyeyim” dedim. Sonra birkaç dakika sonra kendimi tekrar sayfaların arasında buldum. Çünkü işin tuhaf yanı şu: Canını yaksa da bırakamıyorsun. Karakterler arasındaki gerilim, çatışmalar, kırılma anları… Özellikle görev sahneleri okurken elim ayağım titredi. Ölüm’ün verdiği görevler artık sadece fiziksel acı değil, insanın ruhunu lime lime eden şeyler. Ve okuyucu olarak sen de bu çöküşü iliklerine kadar hissediyorsun. Final kısmı… Ben o sonlarda gerçekten kitaba sarılıp “Beni böyle bırakma” demek istedim. Çünkü tam her şeyin en
DüzenbazIşıl Limae · Martı Yayınları · 2025596 okunma
Fiyasko
2/10
·400 syf.··
2026 221. kitabı
SPOİLER İÇERİR SPOİLER SPOİLER sadem'in babası üvey annesi Vilma ile evli ve sadem'i hiçbir şekilde umursamıyor sademin annesi o küçükken onları terk etmiş abisi de evi terk etmiş kitabın sonlarında abisinin öz annesinin yanına gittiğini öğreniyoruz evla sademin en yakın arkadaşlarından biri annesi takıntı derecesinde evlayı takip ediyor günlük alması gereken kaloriyi aştığında veya abur cubur vb yediğinde çok kızıyor ayrıca bunlar çok zengin evla kitabın başlarında hassas bir kız gibi duruyor ama sonradan içinde derin ve korkutucu bir öfke olduğunu görüyoruz ayrıca güngör diye biri tarafından defalarca reddedildiğini zannediyoruz ancak kitabın sonlarında meğersem başka bir sevgilisi olduğunu güngör'ü arkadaşlarına söylediği yalanların bir parçası olarak kullandığını öğreniyoruz kavin dobra bir kız ama sürekli sınavlarda başarısız oluyor annesi de başarısız olduğu için kıza baskı yapıyor zaten kitap da sadem rüya'nın kavin sınıfta kalmasın diye sınav kağıtlarını beton'dan(kimya öğretmenlerinin lakabı) çalmasıyla başlıyor buğra han sadem'e aşık ama sadem onu tanımıyor bile sademin onu tanıması beton'dan sınav kağıtlarını çalma amacıyla buğra han'ın bisikletini çalmaya çalışması ve buğra'nın ona sınav kağıtlarını çalmasında yardım etmesiyle başlıyor ardından buğra sadem'in tiyatro metni yazmasına yardım ediyor sadem evden kaçtığında yanında kalmasına izin veriyor falan şimdi sadem niye tiyatro metni yazıyor diyeceksin yazıyor çünkü sınav kağıtları çalınınca bunu telafi etmeleri için müdür yardımcısı böyle bir görev verdi sadem yıllarca platonik bir şekilde okul birincisi yakışıklı erdinç'e aşıktı ama sonra buğrayı tanıdıkça ona aşık oluyor zaten kitabın sonlarında erdinç'in gerçek yüzünü görüyor ilya kızların baş düşmanı sevgilisi de tarık ilya pembe saçlı diye
Alabora LimanlarıK. Kübra Berk · Artemis Yayınları · 2025128 okunma
9/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 18:33
18. yüzyıl sonları Boston kırsalında geçiyordu öykümüz. Erkek hegomonyası altındaki toplumda, yasalar önünde bile, kadın hakları düşüncesinin kabul edilmediği yıllardı. Şöyle ki, bir kadın, yaşı, işi statüsü (Yok ama, neyse) ne olursa olsun, yanında kocası, babası ya da erkek kardeşi olmadan, dava konusu olayın kilit şahidi de olsa, mahkemede tanıklık edemiyordu. Tanıklık etse de, çoğu durumda erkek yargıçlar tarafından takdir hakkı hemcinslerinin lehine kullanıldığı için, kadınların olmayan hakları da yeniyordu, okuduğumuz öyküden anladığımız üzere. Hallowell kasabası halkı, kasabadan geçen Kennebec Nehri’nin sularını baharın ortasına kadar donduran, oldukça sert kış şartlarına uyum saglamışlardı. Ellili yaşlarının ortalarındaki Martha Ballard ve kocası Ephraim Ballard, çocukları ile birlikte, kasabanın değirmeninde yaşıyorlardı. Ephraim, değirmen işleri ve toprak ölçümleriyle ilgilenirken, Martha ise yaklaşık otuz yıldır kasabanın ebesi ve bir çeşit adli tıp uzmanı olarak görev yapıyordu. Bu nedenle de kasabanın önemli kadınlarından birisiydi kendisi. Kışın sertliğini hissettirmeye başladığı günlerin birinde, yeni yeni donmaya başlayan nehirde bulunan bir cesetle başladı olaylarımız. Bu doğal bir ölüm değildi elbet. Kasabada bir süre önce işlendiği dilden dile dolaşan bir suçun faillerinden birine aitti bu ceset. Ve böylece başlayan olaylar silsilesi ile, Martha Ballard’ın öyküsü ön planda olmak üzere, kasaba halkının sosyal yaşamı, kadın – erkek ilişkileri, aşk, evlilik ve aile hayatları anlatılıyordu kitapta. Kadınların ikinci sınıf muamele gördükleri bir toplumda, kocası tarafından okuma yazma öğretilen, sevilip kollanan ve o devirdeki anlayışın tersine kadının eşiyle her konuda denk kabul edildiği, dürüstlük ve aşk temelinde acı tatlı geçen otuz yıllık bir
Donmuş NehirAriel Lawhon · Kairos Kitap · 202621 okunma
Abdullah Kızılırmak;
10/10
·100 syf.··
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 16:39
Türkiye'de modern astronominin kurucularındandır, bilimin halkın içinde ve Türkçe yapılması gerektiğine inanan bir bilim insanıdır. O dönemde suyu elektiriği olmayan bir dağın tepesine , gerektiğinde katırlar ve öğrencilerinin yardımlarıyla Ege Üniversitesinin gözlemevini kurmuştur. Daha sonrasında Antalya'da TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi'nin kuruluşuna da katkıları bulunmuştur. Keza kendisi bir dil devrimcisi ve Atatürk'ün 'Türkçeyi bilim haline getirme' hedefini görev edinmiştir. 1969 yılında 'Gökbilim Terimleri Sözlüğünü' ve ' Gök Atlası' ders kitapları yayımlamıştır, bulutsu- soğurma-sağ açıklık terimlerini türetmiştir. Fakat 12 Eylül1980 darbesinin ardından sıkı yönetim yasası ile haksız bir şekilde çok sevdiği öğrencilerinden üniversiteden uzaklaştırılmış, üzüntü ve stresten ötürü 58 yaşındayken aramızdan ayrılmıştır.
Bilim
All About Space - Sayı 33 - 2026/01All About Space · Doğan Burda Dergi Yayıncılık · 20263 okunma