Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Erika, ürkekliğin verdiği karanlık duygular ve yalnızlığından kaynaklanan çekingenlikle, daha ilk gençlik yıllarından beri, nesneleri soğuk ve cansız şeyler olarak değil de, onlara kulak verenlere gizlerini ve sevecenliklerini açan sessiz dostlar olarak görmeyi öğrenmişti. Resimler ve kitaplar, manzaralar ve müzik parçaları onunla konuşurlardı, cansız eşyalarda renkli hakikatler görme eğiliminde olan, çocukluğun şairene hazinesini yitirmeyen o kızla konuşurlardı. Ve aşk gelinceye dağin bunlar Erika’nın tek başına yaşadığı şölenler olmuştu.”
“Erika bu gündüz düşlerinde kendi kendine açılmayı severdi, çünkü ruhu, dile getirilemeyen sözcüklerin basıncıyla, olgunlaşan meyvelerinin ağırlığını zor taşıyan bir ağaç dalı gibi sarsılıyor olsa da, aşırı denebilecek utangaçlığı, başkaları karşısında ruhsal yaşantısına dair bir imada bile bulunmasına izin vermezdi. Bazen sımsıkı kapalı ağzının kenarında aniden hıçkırmış gibi beliren yabanıl bir çekilme, sözlere dökemediği dizginsiz bir özlem duyduğunu ele verirdi ve içinde bir mücadelenin, bir boğuşmanın geçmekte olduğunu, ince ve solgun dudaklarındaki belli belirsiz bir çizgi belli ederdi sadece.”