"Çok da mağrur olma kim meyhâne-i ikbalde/Biz hezâran mest-i mağrûrun humârın görmüşüz"

Nabi
"Bağ-ı dehrin hem hazânın hem baharın görmüşüz

Biz neşâtın da gamın da rüzgârın görmüşüz"

Hatice Sare, bir alıntı ekledi.
13 May 14:32 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Yanlışımız nerede ?" dedim . Baktı . Sanki cevabı biliyormuşum da , işgüzarlık olsun diye soruyormuşum ya da biz bu derdi daha önce görmüşüz de acaba unutmuş muyuz gibi.

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 21)Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 21)
Resul, bir alıntı ekledi.
 05 May 21:34 · Kitabı okudu · Puan vermedi

... Kureyş müşikleri fikirlerini beyan ettiler:
"Kâhindir.' deriz."
Velid bu fikirlerine katılmadı. "Hayır… " dedi, "Vallahi, o, bir kâhin değildir. Biz kâhinleri görmüşüzdür. Onun okuduğu şeyler, öyle kâhin mırıldanışları ve düzmeleri cinsinden değildir. Kâhin doğru da söyler, yalan da… Amma, biz Muhammed'in hiçbir yalanını görmedik ki!.."
Müşrikler, "O hâlde 'Mecnun [deli].' diyelim!" dediler.
Velid, bu görüşe de itiraz etti. "Hayır… " dedi, "O, mecnun da değildir. Delileri görmüşüz. Deliliğin ne olduğunu biliriz. Onun hâli, bir delininkine asla benzemiyor!"
Topluluktan üçüncü teklif geldi: "Öyle ise 'Şâirdir.' deriz!"
Velid, bu görüşü de doğru bulmadı. "Hayır… O, şâir de değildir. Biz, şiirin her çeşidini biliriz. Onun okuduğu, bunların hiçbirine benzemez!"
"O hâlde 'Sihirbaz [büyücü].' deriz!"
Bu fikir de Velid tarafından makbul sayılmadı.
"Hayır, hayır!.. O, sihirbaz da değildir. Biz hem sihirbazları, hem de yaptıkları sihirlerini
görmüşüzdür. Onun okudukları, ne sihirbazların okuyup üfledikleridir, ne de düğümleyip bağladıkları… " diye konuştu.

Bütün tekliflerinin reddedildiğini gören müşrikler, işi Velid'e havale ettiler. "O hâlde, ey Abdûşşems'in babası, ne diyeceğimizi sen söyle!" dediler.
Velid'in konuşması şaşırtıcı oldu. "Vallahi," dedi, "onun sözlerinde apayrı, bambaşka bir tatlılık vardır. Onun okuduğu sözden tatlı söz
olamaz! O bir nurdur. Onun öyle bir tatlılığı vardır ki, sanki kökü çok verimli toprakta, suyu bol bahçelerde yükselen, dalları ise etrafa uzanan gür meyveli bir hurma ağacıdır o!.."
Müşrikler, bu ifadelerden telâşa kapıldılar: Yoksa, akıl danıştıkları ve fikir babalarından biri saydıkları Velid de mi Müslüman olmuştu?

Peygamberimizin Hayatı, Salih Suruç (Sayfa 245 - Nesil Yayıncılık Matbaacılık. San ve Tic. AŞ.)Peygamberimizin Hayatı, Salih Suruç (Sayfa 245 - Nesil Yayıncılık Matbaacılık. San ve Tic. AŞ.)

Nâbî✍✍
Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz
Biz neşâtın da gamın da rûzgârın görmüşüz

Çok da mağrûr olma meyhâne-yi ikbâlde
Biz hezâran mest-i mağrûrun humârın görmüşüz

Top-ı âh-ı inkisâra pâydâr olmaz yine
Kişver-i câhın nice sengin hisârın görmüşüz

Bir hurûşiyle eder bin hâne-i ikbâl-i pest
Ehl-i derdin seyl-i eşk-i inkisârın görmüşüz

Bir hadeng-i cangüdâz-ı ahdır sermâyesi
Biz bu maydânın nice çâbük süvârın görmüşüz

Bir gün eyler dest-i beste pâygâhı câygâh
Bî-aded mağrûr-ı sadr-ı îtibarın görmüşüz

Kâse-i deryûzede tebdîl olur câm-ı murâd
Biz bu bezmin Nâbiyâ çok bâdehârın görmüşüz

“Biz ki İstanbul şehriyiz,
Seferberliği görmüşüz :
Kafkas, Galiçya, Çanakkale, Filistin,
vagon ticareti, tifus ve İspanyol nezlesi
bir de İttihatçılar,
bir de uzun konçlu Alman çizmesi
914’ten 18’e kadar
yedi bitirdi bizi.”

Sonbahar Yaprağı, bir alıntı ekledi.
 17 Nis 11:22 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Dünya bağında hem sonbaharı hem baharı gördük biz. Kederin de sevincin de rüzgar gibi esip geçtiğini pekâlâ biliriz bu yüzden.

"Bağ-ı dehrin hem hazanın hem baharın görmüşüz
Biz neşâtın da gamın da rûzigarın görmüşüz."

Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk, İskender Pala (Sayfa 350 - Nabî)Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk, İskender Pala (Sayfa 350 - Nabî)
Lord Among Wolves, bir alıntı ekledi.
10 Nis 12:43 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kendimiz de farkında olmadan insan gibi yaşamayı unutmuşuz, kıstırılmış hayvan gibi olmayı adeta tabii görmüşüz. Buna kimbilir ne kadar zor alıştık; alışmaya başladıktan sonra ruhumuzda kimbilir neler, nasıl değişti

Ecel Saati, Kemal TahirEcel Saati, Kemal Tahir

Çok da mağrûr olma kim meyhâne-i ikbâlde
Biz hezârân mest-i mağrûrun humârın görmüşüz

Mevki sahibi olunca zafer sarhoşu oluverme; zîrâ böylesine mest (sarhoş) olup sabah olunca da baş ağrısı çeken binlercesini görmüşlüğümüz var.