Tokat gibi bir kitap.
7/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2026 09:39
Bir arkadaşın tavsiyesiyle okuduğum bu kitap beni biraz sarstı. Bu zamana kadar anneme, babama, anneliğime ve toplumda ki tüm anne babalara farklı bakıyormuşum. Bu kitap tamamen çocuklardan yana bir kitap ve düşününce de mantıklı. Toplum olarak çocuk istismarında sadece belli noktalara odaklanmışız. Ama anne babanın bazı davranışlarını çocuğa hak görmüşüz. Çocukların duygularını es geçerek büyütüyoruz ve çocukları belli kalıplara sokmaya çalışıyoruz. Bir de bunu onun iyiliği için yaptığımızı söylüyoruz. Ve sonra diyoruz ki : " O sadece bir çocuk. " Hâlbuki o şimdi çocuk ama geleceğin yetişkini. Bunu unutuyoruz. Çocuk istismarı sadece fiziksel değildir. Duygusal olarak da çocuklar istismar ediliyor. Hem de en yakınları yani anne- babaları, amcaları, teyzeleri, anneanneleri, babaannneleri, dedeleri, komşuları hatta sokakta yürürken bir yabancı tarafından bile... Herkes tarafından bazı durumlar öyle kabullenilmiş ki yanlış yaptığımızın farkında bile değiliz. İşte bu kitap bize nerelerde yanlış yaptığımızı anlatan bir kitap. Bu yönden farkındalığı arttırsa da çözüm sunan bir kitap değil. Sadece sorunlardan bahsedilmiş ve yazar Alice Miller'in kitapları en başta olmak üzere bir çok yazardan alıntı yapmış. Kitabın en sonunda da Alice Miller'den kitaplar tavsiye etmiş. Kısaca bu kitap tamamen çocuklardan yana olan ve anne babaları sert ve net bir şekilde eleştiren bir kitap. Bugün oturup önce kendi ailemi sonra da anneliğimi sorgulayacağım. Hem kendinize hem ailenize hem de topluma karşı farkındalık kazanmak isterseniz tavsiye ederim. Ama sarsılmayı göze almalısınız. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar diliyorum. :)
İyi Aile YokturNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20187,9bin okunma
Puan vermedi·171 syf.··
2026 2. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2026 21:56
Parasız Yatılı ve özellikle de Haraç'ı okuduktan sonra iyi ve güzel edebiyatın eskimediğine, eskiyemeyeceğine, sadece yaş alabileceğine ikna olmamak zor. Eğer 60 sene önce yazılmış hikâyeler bizlere bunu yapabiliyorsa, orada büyük, güzel, acıta da bilen bir edebiyat yaşıyor diyebiliriz. Yaşamıyor mu? Yaşıyor. Zira bunca seneye rağmen hikâyeler eskimediği gibi, zamanın, dilin bütün değişmelerine de kendince, usul usul, direnmiş. Yoksa "Haraç"ta Servet hâlâ bu kadar gerçek ve sanki şimdi yaşamış gibi gelemezdi bize ve Fatin beyin "yaşının elverdiği tüm sesiyle" bağırdığını kulağımızı acıta acıya duyamazdık, ya da o "yumuşak yaz yağmurunda" annesinin tebessümüyle parasız yatılı sınavına giden o kızı az önce görmüşüz gibi gelmezdi bize."Haraç"ı okuduktan sonra kaçımız ağladı, kaçımız göz yaşı döktü, kaçımız bir daha istedi, bir daha, en başa dönüp en baştan başlamayı okumayı...bunu sadece ve yalnızca güzel ve iyi edebiyat yapabilir. Bütün pespaye, bayağı, ucuz, sığ hayal ve yazma gücünün pazarladığı ve pazarlandığı o şişme kitaplar arasında ancak gerçek edebiyat, hakiki edebiyat yapabilir bunu. İşte bu yüzden nice zaman sonra bir kez daha iyi ki edebiyat var diyorum kendi adıma, iyi ki gerçek, hakiki edebiyat var..ne mutlu edebiyat sevenlere...
Parasız YatılıFüruzan · Yapı Kredi Yayınları · 20195,2bin okunma
6/10
·166 syf.··
2025 85. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2025 12:19
Ferhat ile Şirin evlenseydi ne olurdu diye soruyor kitap. On iki yıl sonra Ferhat ilgisiz, Şirin şirret… Yani büyük aşklar evliliğin içinde nasıl bir şeye dönüşür, oradan başlıyor. Çok büyük aşklar, ünlü aşklar, yazarların, çizerlerin, herkesin bildiği o meşhur ilişkiler… Hepsini psikolojik bir yerden ele alıyor yazar. Kitabın yazarı psikolog doktor Zafer Akıncı. İrvin Yalom’dan mı etkilenmiş bilmiyorum ama kendi yaptığı psikoterapilerden örnekler vererek ilerliyor. Aşkın kapitalizmin en büyük araçlarından biri olduğunu savunuyor. Buna katılıyor muyum, tam karar veremedim. Ama kitap boyunca anlatılan gerçek aşk hikâyelerine bakınca —ki bunların çoğu gerçek hayatta yaşanmış, bir kısmına biz de tanık olmuşuz, zaman zaman televizyonda görmüşüz— neredeyse hepsinin sonunda tek bir şey değişmiyor: mağdur hep kadın. Bu bana ilginç geldi. Ya da belki hiç ilginç değil. Klasik erkek raconu işte… Erkekliğin yüzde doksan dokuzu kaçmak mıydı, öyle bir şeydi sanki. Çok olağanüstü, muhteşem bir şey beklememek lazım. Benim yazara en çok katıldığım yer şu oldu: Aşkın sonunda tek bir mağdur varsa, o çoğu zaman kadın oluyor. Kadın. Kadın. Kadın.
Aşk mı Hadi Canım Sen de!Zafer Akıncı · Selis Kitaplar · 201692 okunma
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2025 00:03
Öncelikle Talha Hocam'a bu kıymetli eserinden dolayı teşekkür ederim. Bu kadar değerli bir çalışma umarım hak ettiği değeri ve ilgiyi görür. Kitapla ilgili söylemek istediklerim öncelikle okuması çok zevkliydi ve heyecan vericiydi. Özellikle tarihi kitaplarda olan salt yazı değil de anlatılan konuların birebir resimlerinin olması sanki Talha Hocam ile tur yapmışız da tüm eserleri görmüşüz gibi hissettirdi. Kitabın içeriği hakkında yazmaya kalkışsam hem güzel şekilde ifade edemem hem de eksik bir anlatım yaparım o yüzden Kesinlikle alın ve okuyun :)
Kur’ân’ın Anlattığı Tarih - IITalha Uğurluel · Timaş Yayınları · 0301 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2025 2. kitabı
Merhabalar. İlk defa Orhan Kemal den bir eser okudum. Kitabın adı El kızı. İçeriğinden bahsetmeden önce birkaç sözüm olacak. Öncelikle günümüz şartları olarak o kadar çok kötü durumlara şahit olmuşuz ki artık ne olabilir diyecek hale geldik. Kötünün de kötüsünü görmüşüz gibi hissediyorum. Bu yüzden El kızı kitabını okuyupta ağlayanlara bilakis ben hiç ağlamadım. Kitap gerçek bir dram sunuyor bize . Bir kadının bir çok şeyden eksik ,saf ve temiz düşünceli olmasından başlıyor .süreçte Kadının başına gelmeyen kalmıyor. Bazen mide bulandıran bölümleri de vardı. Kadının başına gelen onca kötülüğe rağmen ; temiz kalan sadece kadının düşünceleriydi. Yazar kitabın başını ve sonunu çok güzel bağlamış. Güçlü bir kalemi var gerçekten. Ama bence Nazan'ın karakter analizinin daha derinden bize sunabilirdi. İç yaşantısını daha çok anlatmasi gerekiyordu. Tavsiye ederim
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,5bin okunma
Puan vermedi·416 syf.·
2025 22. kitabı
Divan Edebiyatına mesafeli olsam da genel bilgimi tazelemek için okumak istediğim kitaptı. Kabaklı, edebiyatta otoriter sayılan isimlerden fakat eserin başındaki "Kimliğini aramaya başlayan milletimiz, beynine Batı balyozu ile vurulup sersemletilmiş uyurgezer asırdan sonra, aşkını, felsefesini, inancını ve kimsede olmayan nurlu, şefkatli duygularını biraz da bu divan'larda bulacaktır. Biraz da türkülerimizde, saray ve mabet mimarimizde, musikimizde, nakışlarımızda, masallarımızda, koşmalarımızda, efsanelerimizde ve elbette yüce dinimizin derununda bulacaktır." cümleleri beni şaşırttı. Kabaklı hem burada vurguladığı üzre hem de muhafazakârların şairi Necip Fazıl'a "Şairler Sultanı" diyerek dindar dünya görüşüne sahip olduğunu belli ediyor. Kişinin dini, dindarlığı, dünya görüşü kendisini ilgilendirir; kimseye zararı olmadığı sürece saygı duyulması da zorunludur. Fakat araştırmacı ve bilgi üreten kimliğindeki birinin bu kadar taraflı yaklaşımını haklı bulmuyorum. Çünkü dert, karşı tarafı kötü göstermek değil tarafsız olarak durumu ortaya koymak olmalı. Kanımca Kabaklının sergilediği tavır, (din sahiplerinin değil) fanatik dinci kesimin komplekslerini yansıtıyor ve kendini komik duruma düşürüyor. Eser; Divan Edebiyatının ortaya çıkışı, yükselişi ve bitişini Osmanlı'nın kuruluş, yükseliş ve çöküşü ile ilişkilendirerek safha safha, ayrıntıya boğmadan, güzelce anlatıyor. Yer yer Kabaklının yerinde analizlerini de okuyoruz ki zaten edebiyat, tarihi gelişmelerden ayrı düşünülemez. İçerisinde duyduğumuz şairler, yazarlar kadar duymadıklarımız da yer alıyor. Ama çoğundan isim zikredilerek bahsediliyor, ayrıntıya girilmiyor. Bu anlamda genel bilgi edinmek için yüzeysel ama güzel kaynak diyebilirim. Ayrıca şair padişahlar ve şiirlerini de okuyoruz. Beğendiğim iki
Divan EdebiyatıAhmet Kabaklı · Türk Edebiyatı Vakfı · 201611 okunma