Neden farklıyız?
Sürekli olarak düşündüğüm bir konu var. Bazı insanların edebiyatı, tarihi, sanatı hayatının merkezine koyup bitmek bilmeyen bir merak içinde olması, bazılarının ise bunları gereksiz ve boş işler olarak görmesi hatta bu konular ile ilgilenen insanlarla dalga geçecek kadar haddini aşabiliyor olmasının sebebi nedir? ​Zaten ölüm kavramı herkes için kaçınılmaz ve mutlak bir gerçeklikken, kendinden sonra yaşanacak olayları deneyimleyemeyecek olmamıza rağmen nasıl olur da bizden önceki dünyada neler yaşandığını ve neler yazıldığını merak etmeyiz? Ortalama 70-80 yılda nefes alacağımız sığ bir dünyada dümdüz yaşamak bana tuhaf geliyor. Ben bunları düşünürken iki ihtimal üzerinde duruyorum: ​Biri Doğu felsefesindeki reenkarnasyon döngüsünden beslenen modern spiritüalizmdeki "ruh yaşları" teorisi tabii. Bu yaklaşıma göre dünyaya henüz ilk evrelerinde gelen "genç" bir ruh sadece hayatta kalmaya, güce ve maddi tüketime odaklanırken; döngüleri geride bırakmış "yaşlı" bir ruh artık olgunlaşır, maddenin ötesini görür ve derinlik, anlam arayışına girer. ​Bir diğeri ise daha bilimsel bir düşünce; zeka türleri ile alakalı. Analitik, pratik zekaya sahip insanlar sadece somut ve anlık işlevsel olana odaklanırken; sözel, görsel ve varoluşsal zeka düzeyi yüksek olan insanlar hayatı sorgulamadan duramaz. Onlar için bir satır, antik bir eser, güzel bir tablo insan olmanın en saf kanıtıdır.
Felsefe-Düşünce
Yapay Zeka Haklı mı?
Türk kadınlarının en nefret ettiği erkek tipini gösteren bir görsel çizilmesi istendiğinde yapay zeka bunu çizdi. Artık yapay zeka bile Türk kadınlarının efendi, eğitimli ve entelektüel adamlardan ne kadar nefret ettiğini anlamış mı?
Doktor MBC soruyor
Teknoloji Dünyası Nasıl Kötücül Hale Geldi?
**Bir zamanlar halka güç veren karşı kültür idealistleriydiler. Bugün ise açgözlü tekelciler haline geldiler. Devlet tarafından herhangi bir şekilde dizginlenmektense demokrasimizi yok etmeyi tercih
Makale|Yazı
Dikkat! Yapay zeka değildir:)
Çokta doğal bir zekanın ürünü, acaba bu kanepeyi buğday tarlamızın kenarına kim koydu? :) Ama madem oradaydı, bir görsel almasam olmazdi :) Ev süsü olan bir kanepe, uçsuz bucaksız ufuğun altında tüm doğallığıyla gerçekten sarhoş edici bir guzellikte değil mi? :) Hemen canım Steinbeck'imin
Alev Alev
Alev Alev
eserini üzerine attım, çünkü nerde bir fırsat bulsam ille elimde kitabım olacak, ve ruhum gibi, kalbim gibi yanımda taşıyacağım.. Ahh sükûnet'in resmi.. Aşkın resmi Steinbeck. Ne de çok yakıştın bu görsele. Mayıs ayı okumalarım biterken sende burda bir anı olarak kal. Keyifli okumalar doğallıktan yana sevgili okurlar :)
Matrix(1999)Bir Simülasyonda Mı Yaşıyoruz?
Hiç gerçek olduğundan emin olduğun bir rüya gördün mü hiç, Neo? Ya o rüyadan hiç uyanamasaydın ne olurdu? Rüya ile gerçek arasındaki farkı nasıl ayırt ederdin?
Film