Bir marangoz olsaydım, ruhuma senin için bir pencere açardım.
Ama pencereyi kapalı ve gizli tutardım,
Böylece her bakmak istediğinde tek gördüğün kendi yansıman olurdu.
Ruhumun senin bir yansıman olduğunu anlardın o zaman.
Bana ait bi şeyler olmadan nasıl yaşarım bilmiyorum. Ama bana ait canımdan başka hiçbir şey yok bazen onun bile bana ait olduğundan şüpheliyim. Çünkü gerçekten zerre halin kalmaz ya hayatla insanlarla savaşmaya o durumdayım. Hem susmak istemiyorum hemde ölümüne susmayı tercih etmeye çalışıyorum. Dinleyip anlayacak birileri olmayınca ikinci seçenek hep daha cazip gelir. Sonrada şey derler bu çok soğuk ama bu fazla kendini beğenmiş egolu falan olursun. Kimse demez biz dinledik mi bir kere anlayamasakta empati kurduk mu demez... Herkes kendini haklı çıkarmanın peşindedir bu bir savaşmış gibi... Savaş mıydı gerçekten bu? Bizim ilişkilerimizde üstünlük taslama savaşında falan mıydık? Yoksa bu bizim kurgularımızdan mı ibaretti? Bana kalırsa ikiside var. Bu kadar karışıksa herşey tek bir seçenek olamaz. Eğer tek bir seçenek gerçek olmuş olsaydı herşey daha kolay çözülebilirdi belki... Ama keşke farklı bir seçenek olsaydı içinde barış olan manipüle olmayan yersiz endişelerin olmadığı bambaşka bir seçenek yaratabilseydik...
GP
Birinin bana kızdığını duymak istemiyorum. Birinin beni sevdiğini görmek istemiyorum. Birinin bana acıdığını hissetmek istemiyorum. Birinin beni üzdüğünü anlamak istemiyorum. Birinin bana gülümsediğine şahit olmak istemiyorum. Birinin beni kırdığını iliklerime kadar yaşamak istemiyorum. Ben birini ya da birilerini istemiyorum. Ben beni kazanmak istiyorum. Beni gerçek beni kazanmak istiyorum. Ben birilerinin duygularıma göre beni yargılamasına beni ben olduğum için yargılamasına izin vermek istemiyorum. Bu kim olursa olsun. İstemiyorum. İnsanlığın adım adım bittiğini görmek istemiyorum.
Gözde PAMUKÇUOĞLU