Yüzünün engebelerinde düşe kalka yürüyordum
kendime doğru.
Kimi zaman bir sel tuzlu tuzlu sürüklüyordu beni,
kimi zaman da bir yılın(kim bilir hangi yıldır)
tırnak izini dere yatağı sanıp
yamaçlara tırmanıyordum
-yamaçlar ki,
benli.
pencereler görüntümü geri kustukça,
buruştukça bakışlarım görüntümü içerek
beslenen görüntülerin karşısında
ve uzayarak kısaldıkça boyum,
ona tutunuyordum.
ve benim gözlerim gördüklerimden yaratılmıştı
o yıllarda,
ellerim dokunduklarımdan.
Dilimi sormayın,
konuşamadıklarındandı
ve kanlı bir kitap gibi yatıyordu ağzımda.