Grace

Grace
@gracessecret
114 okur puanı
Eylül 2013 tarihinde katıldı
Puan vermedi·160 syf.··
2018 6. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2018 23:10
İran, yasakların ülkesi. Başörtüsünden tut müziklerine kadar türlü kısıtlamaların ve zorlamaların diyarı. Dönem dönem yasakların uygulandığı ama bu yasakların hiç bitmediği ülke. Seçimlerde demokratik olduğunu savunan ama Rehber Hamaney’in adayları belirlediği daha sonra da halkın(!) iradesiyle yapılan seçimler.. Aşırı komplike bir ülke, Nevşin Hanım anlattıkça boğulacak gibi oldum defalarca. Nevşin Mengü Trt’de çalıştığı yıllarda İran’a yabancı basın olarak bir tür görevlendirmeyle gidiyor. Tam da gittiği sıralar İran’ın sır gibi sonuçlanan 2009 seçiminin ve sonrasında yaşanan olaylarına denk geliyor. Yönetimden bıkmış usanmış İranlılar’ı anlatıyor, acının hakim olduğu ülkeyi anlatıyor, o anlattıkça ben hayretler içinde kalıyorum. Sırf kadının başörtüsü geriye kaydı diye ahlak polislerinin köşebaşında nöbette durduğu anlar, kadınların iş hayatlarında günlük hayatlarında yaşadıkları sınırlamaları okudukça en azından kendi ülkemize şükrediyorum. Hoş gerçi İranlı kadınlar da Nevşin Hanımın anlattığına göre Suud kadınlarına nazaran kendilerine şükrediyorlarmış sırf kendileri araba kullanabildikleri için.. Bu kitapta siyaset ağırlıkta gibiydi ama benim aklıma takılan kısımlar bunlar oldu açıkçası. Bir ülke yönetimine baktığımda o ülkenin önce hukuku, daha sonra insanlara sağladığı huzur, mutluluk, refahı ve ekonominin işleyişi. Bunlar önemlidir bence ve bu saydıklarımı İran’da hep eksik olarak görüyoruz. Bu böyle gelmiş böyle gidecek hesabı yaşanan bir ülke İran. Daha anlatılacak çok şey var aslında.. Kitabı tavsiye ediyorum bu ülke hakkında az da olsa bilgi edindirdi bana.
Siyaset
İnsanın Düşünmekten Canı Yanar mı?Nevşin Mengü · Everest Yayınları · 2017433 okunma
Reklam
9/10
·304 syf.··
2018 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2018 02:09
Frida Kahlo kendisini ifade ederken “Ben aşkın, acının ve devrimin kadınıyım.” diyor. Bu kitapta sahiden de öyle olduğunu aşkı, ünlü ressam Diego Rivera’yla evli olduğu halde gizli saklı yaşadığı aşıklarıyla; acıyı, çocukken geçirdiği bir hastalıkla ve kaza sonucunda ağrı ve sancılarıyla geçirdiği koca bir ömrüyle; devrimi ise gerek eşi Diegonun gerek de dönemin siyasal buhranı içerisinde komünist kimliği ve devrimi seçmesiyle anlıyoruz. Bayan Kahlo’nun bu sözü aslında kendisini ve hayatını en iyi ifade eden söz olduğunu bu kitap sayesinde anlamış oldum. Rauda Jamis, Frida Kahlo’yu anlatırken Kahlo’nun güncesinden yararlanmış ve yakınlarından detaylı araştırma yapmış olmalı ki kitap tüm inandırıcılığını ortaya koyuyor. Çünkü her ne kadar biyografi olsa da bu türde yazılan kitapların bazı kısımlarında yazarın uydurma veyahut uyarlama yaptığına şahit olabiliyoruz. Bu yüzden Kahlo için bu kitap ilk kaynak niteliğinde. Ayrıca kitabın en arkasına Kahlo’nun tabloları da eklenmiş, okurken tablolardan yararlanabilmek çok ayrı muazzam bir olaydı. Çünkü bu şekilde elimizin altında olması Kahlo’nun gözünden o anda anlatılan tabloya birebir bakabilme imkanı sağlıyor. Bu yüzden kitabın dizaynı da cezbetti beni.
Edebiyat
Frida KahloRauda Jamis · Everest Yayınları · 20185,3bin okunma
Puan vermedi·163 syf.··
2017 13. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2017 23:17
Bu kitap açık bir dille, okuyucuyu sıkmadan tamamen samimi bir üslupla yazılmış. Kitabı kişisel gelişim kitabı olarak ele alır mıyız bilemiyorum ama en azından ele alırsak diğer kişisel gelişim kitaplarından daha başarılı en başta bize "Bunu yapın!" tarzı dayatmalar içermiyor. Yazar kendi hayatından örneklerle ve hikayelerle anlatmak istediğini süslemiş. Kısa bir zamanda bu kitabı okuyup hayatımı,kendimi ve isteklerimi sorguladım, çokça notlar aldım. Hayatın gerçekleriyle, aslında çoğu zaman farkına varmadığımız ama farkına varmamız gerekenlerle yüzleşmek için bu kitap tavsiyemdir. İyi okumalar..
İlişkiler
Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir HayvandırAhmet Şerif İzgören · Elma Yayınevi · 202428,1bin okunma
9/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2017 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2017 00:00
Trevanian' ın daha önce okuduğum kitabı Şibumi'den etkilendiğimden dolayı bu kitabını da okumaya karar verdim. Yirminci Mil, Şibumi'ye göre farklı türde bir kitap olması dolayısıyla başta şaşkınlığa uğradığım doğrudur. Ama tabii ki yazarın üslubu beni kitabın içine yine aynı heyecanla çekti diyebilirim. Bu arada Yirminci Mil, Western yani vahşi batı türünde yazılmış ve benim de bu türde okuduğum ilk kitap olması dolayısıyla bu türdeki kitaplarla karşılaştıramayacağım. Ama bu türü bu kitapla beğendim. Kitap; gözden uzak, duyulmamış bir kasabada geçiyor ve o kasabada yaşayan insanlar sanki hepsi tesadüf eseri oraya yerleşmiş izlenimi veriyor yazar. Yalnızca 18 yaşlarındaki bir genç ve onun ardından 3 kaçık sonradan kasabanın durgunluğunu değiştiriyor. Bu insanların psikolojisini, kasabalıların birbirlerinden sakladıklarını aslında kötü insanların da içinde bir miktar iyiliğin olduğunu görüyoruz bu kitapta. Kitapta geçen tarih 1898 senesi ve bu senelerde kitaptaki karakterlerin diyaloglarından da anladığım kadarıyla Amerika' ya göçmenlerin gelmesiyle yaşanan sorunların olması, yerlilerin bu durumdan şikayetçi olması gibi durumları görüyoruz. Aslında kitap vahşi batının yanında siyaseti de işliyor ve yazar kitap aracılığıyla bu konudaki düşüncelerini okura aktarıyor. Kitabı beğendim fakat yazarın daha önce hiçbir kitabını okumadıysanız bu kitabından başlanılmamasını tavsiye ederim. Çünkü kitapta yaşanan olaylar, insanların birbiri üzerinde uyguladıkları iğrenç durumlar sizi yazardan uzaklaştırabilir ve bir daha okumak istemeyebilirsiniz. Tavsiyem öncelikle Şibumi kitabını okumanız. Ben Şibumi' den sonra bu kitapta yaşananları "olabilir" gözüyle baktım. Keyifli okumalar dilerim...
Yirminci MilTrevanian · E Yayınları · 2018362 okunma
9/10
·252 syf.··
Beğendi
·
2016 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2016 00:00
Kitap bence Türk Edebiyatı'nın Tanzimat sanatçılarının romanlarının sonu gibi bitti. (Aslında hemen hemen Turgenyev'le bizim yazarlarımız aynı döneme denk geliyorlar, bizim yazarlarımızın belki de ondan etkilendiğini düşünebiliriz). Nedeni şu; kitabın sonu bir oldubittiye getirilerek ve dramla bitirilmiş. Okuyucu "Noldu şimdi?" diyor haliyle. Yine bahsettiğim klasiklerimiz gibi kitaba devam etmiş yazar ama karakterlerin neyle meşgul olduklarını hızlı hızlı anlatarak adeta geçiştirmiş okuyucuyu. #Karakterlerden en çok Bazarov 'u sevdim. Düşüncesini büyük bir alaycılıkla savunmasını beğendim. #Anlatılmak istenen düşüncenin kitabın başlığıyla uyumu da dikkatimi çekti diyebilirim.
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202555,8bin okunma