Enfes bir kitaptı.
Ne denebilir ki! Tarihin ve bugünün iç içe geçmesini çok seviyorum; geçmişe damga vuran insanlarla sıradan denilebilecek insanlar arasında bağ kurulabilmesini.
Aslında geçmiş, gelecek ve yaşanılan an hep bir devir daim içinde. Sadece yaşarken bunu anlamıyoruz. Kitapta bu durum çok güzel verilmiş. İnsan aynı kalmış neyi neden yaptığı çokta değişmemiş gibi. Tabi her durum kendi normalini yaratır, bunu unutmamak kaydıyla.
Fatih Sultan Mehmet'e ayrı bir hayranlık duyabilirsiniz kitabı okuyunca. Cihan padişahı olmak ne zor ne güç. Yerinde olmayı istemek, düşünmek bile ağır. Bir baba, bir evlat olarak bakmak ona. Ve en sonunda devlet bekası için alınan kararlar. Kendine bile sır olması ve belki de kalabalıkların arasında en yalnız olması.
Müştak Serhazin, dersini dinlemek hatta zihinini dinlemek isterim. Trajikomik iç hesaplaşmaları, ailevi duygusal mirasları, şahsına münhasır bir insan.
Başkomiser Nevzat ve ekibi kitapta görünce bir tanıdığı görmüş gibi mutlu oluyor insan. Belki de artık karakterden çıkıp ete kemiğe bürünmüş gibi geliyor insana:)
Ve aşk, insanın ödülü mü cezası mı?
Kendi peşinde bir katil mi?
İyi ki okumuşum dedim. Bittikten sonra içimden bir şeyler kopup gitti. Kitapla vedalaşmak zor geldi. Kıymetli bir his her kitapta olmaz.
Velhasıl tarihî ayrıntıları sevmeyenler için sıkıcı olabilir, kitap Müştak Serhazin karakterinde ilerliyor. Bir tarih profesörü...