Bari sen müziği değiştir kırmızı balığım.
Sokaktan oyuncak arabalar geçiyor,
oyuncak çiçek satıcıları.
Oyuncak bacaklı kadınlar,
ve oyuncak vapurlar geçiyor.
Ben hep çocuk kalacağım,
sen hep oyunbozan.
Müziği değiştir Emre, dişim fena ağrıyor.
Beynimde bando takımı.
Ruhum naylon bebekler gibi.
Tüm bu sesleri içime giyiyorum,
sen müziği değiştir.
Başın avuçlarıma düşüyor;
her şey çok pahalı diyorsun.
Ekmek 20 bin lira, simitse..
Açlıktan ölmeyenlerin sokakta kurşuna dizildiğini bilip bilmediğimi soruyorsun.
Müziği değiştir, canım fena yanıyor
Vazgeçilmez olana saplandım, çukura düştüm; aslan kafesine. Alkışlanacağım bir tek gün için mi bu çırpınışlar..., beni sevdiğini söyleyeceğin gün için mi... Yazmak beni sokaklara tüküren bir orospu yaptı. Başka kostümlerle, başka başka örtülerle, kendimle yalancıktan arkadaş oldum. Veda,kar oldum dostlarıma. Oturmuş içimi yalayan bir sığınak kusuyorum. Baştan beri yalancıyım; bak ölüme bile inandım.
Soyundum ve görüntünü gardırobun kapısından silmeye çalıştım. İkimizin tanıştığı koltuğa oturdum. Sesini silmeyi beceremedim. En iyisi aşktı..; onu bulduğum yere beni götürecek bir ayna aradım. Güvercinlerimi anlattığım yazıyı sana göndermek istedim; sana dokunmak istedim, ince uzun küpelerim sırtına değsin istedim. Açık, gergin ve güçlü bir şey bu. Aşksızlık dansa yenik düşmektir. Giyindim, hava çok sıcak.
Fotoğrafını duvara asıp, sözcüklerin yok etme, var olma savaşı verdiği sayfalan yırtıp atıyorum. Kendine söyleyemediklerini dudaklarının kenarı anlatır bana. Korkularını, korktuklarını. Her şeyi, her şeyi unuturum. Sadece bir fotoğraf için evime diğer gecelerden daha erken dönerim. Daha erken uyanırım, en az senin kadar..., neyim. Gözlüklerine patlayan ışık, onu unuttuğum bir gece, yaktığım koltukta bana rastladı. Sevgilimi pencereden aşağı attım.. Babamı menekşe saksımın içine gömdüm. Perdeleri sıkıca kapattım. Artık uyanık kalabilirim.