Bu gece beş Mayısı altı Mayısa bağlayan gecedir. Bu gece denizlerin ermişi İlyasla, karaların ermişi Hızır bulușacaklar. Dünya kurulduğundan bu yana bu iki ermiş her yıl, yılın bu gecesinde buluşurlar. Eğer bir yıl buluşmayacak olsalar, denizler deniz, topraklar toprak olmaktan çıkar. Denizler dalgalanmaz, ışıklanmaz, balıklanmaz, renklenmez, kururlar. Topraklar çiçeklenmez, kuşlar arılar uçmaz,ekinler yeșermez, sular akmaz, yağmurlar yağmaz, kadınlar, kısraklar, kurtlar, kuşlar, börtü böcek, tekmil yaratık doğurmaz. Eğer onlar buluşamazlarsa... Kıyametin habercileri Hızırla Ilyas olacaktır.
Başkalarıyla teması mümkün olduğu kadar azalttım. Hayata olan sevgimi tamamen silmek için elimden geleni yaptım. Şan şöhret arzusundan adım adım soyundum, tıpkı yorgunluktan bitap düşmüş bir adamın, rahat etmek için üstündekileri çıkarması gibi.
Bir gün, varlıklar hakkında bilinenlerin sonuna varıldığında dipteki kapı açılacak ve her ne idiysek -ister insan, ister yıldız artıkları olalım- hepsi içeri süpürülecek ki var olanlar her şeye yeniden başlayabilsin.
Evet,hepimiz göçüp gideceğiz, üstelik her şeyimizle göçeceğiz. Eldivenlere ve duygulara sahip olanlardan ölümden ve memleket meselelerinden konuşanlardan geriye hiçbir şey kalmayacak. Nasıl ki azizlerin yüzü de, gelip geçenlerin tozlukları da aynı ışıkla aydınlanıyorsa kiminin aziz, kiminin tozluk takmış kişiler olmasından geriye kalan hiçliği de aynı ışıksızlık karanlığa boğacak.