Öyle bir seneydi ki, karanlık günleri kadar aydınlık insanlarla ve anlamlarla doluydu. Hayatımın göçebe evresinin bitmesine çok az bir süre kaldı ve bu kapanış beni biraz biraz üzüyor. Çünkü çok şanslıyım ve senelerdir hayatımın bu düzenini aslında çok seviyorum. Çok çabaladım, yetmek yetişmek için, kendimi çok konuda donanım sahibi yapmak için yaşadım ve göçebe evrem bitsede hala tek bir hayat kimliği aldığım yaşama geçmeyeceğim, denemek istediğim veya fırsat verilen bir sürü kariyer var ve hepsi tat verecek yeni bir kimlik aslında. Artık tamamlanmış hissettiğim veya heyecanımı kaybettiğim noktada yer değiştireceğim bir göçebelik. Aslında bu yüzleşmelerin hepsini karanlık nisan ayından sonra, kendime dönmüşken kendi kendime çözümsedim. Mesela yardım veya destek almayı öğrenen ben aylardır arkadaşlarımdan kaçtım ve farkettim ki kaçma sebebim güvenmemek değil, hayatımın en zor durumunda bu yükü hiç kimseye vermek istemedim. Bu aslında hem bildiğim kolay yoldu, hemde kıyamadım bu yük için kimseye. Çok şükür o sağlık sıkıntısı da geçti mi, geçti. Hayatımdaki insanlara ve verilen şansa şükrettim mi evet, dayandım dayandım ama geçen hafta bir anda hastalandım. Artık bir yerlerden çıkacaktı ama farketmedim ilk başta, ki iyi ki böyle olmuş hiç durmazdım. Hissetmiş gibi sadece hayatımın değişim dönemi için 1 temmuz dedim, ayarlamalarımı böyle yaptım. Geçen cuma bir kaç saatlik boşluğumda sahaya çıktım, o sırada o sıcakta arabada klima altında ödev yapmak çok çekici geldi. Bir 4 saate yakın yemek dışında arabadan inmedim, haliyle klimayı da kapatmadık. Akşam iş sonrası sevdiklerimden biriyle bir şarap akşamı yaptıktan sonra ufak ufak sinyal vermeye başladı vücudum. Halsizlikten kıvrandım, ki dayamamadığım en büyük ağrıdır grip ağrısı. Yerimde durmadım ama çözdüm kafamda, benim