Insan birine haksızlık etmek istediği zaman, köpek gibi tasma takar da içinin en karanlık deliğine kapatır vicdanını. Hem iyi biri olduğunu düşünüp hem de kötülük etmek istiyorsan, zulmedeceğin kişinin insanlığına bakamazsın çünkü. Yüzün tutmaz. Sıfatına bakarsın. Etiketine, markasına bakarsın. Ben de öyle yapıyordum. Neydi bizimkinin sıfatı? Konsomatris.
Ve insan, insanlığını çiğneyeceği zaman en çok ahlâk kurallarına sığınır.
Bu, hayatın kanunlarının güzel bir örneği: Kimsenin fark etmediği küçük değişiklikler yıllar içinde birikirek büyük değişimlere yol açarlar. Her an farkına varamadığımız minnacık bir değişiklik olur ama biz her şeyin aynı kaldığını zannederiz. Tüm gün, hatta tüm hafta değişikliği bulmak için dikkat kesilsek de hiçbir şey fark etmeyiz. Ama zamanla minik değişiklikler birleşir ve çok büyük farklar yaratır. Bu durum siz büyürken, küçük kara hayvanları balinalara dönüşürken ve mamutların nesli her yıl birer birer avlanarak tükenirken böyledir.
Bugün çoğu insan, biz insanların dünyadaki en önemli şey olduğuna inanıyor ama animistler tüm ruhların eşit olduğunu düşünürler. İnsanlar ağaçlardan, mamutlar ya da kurbağalardan daha önemli değildir. Dünyada herkesin bir yeri vardır ve hiç kimse tüm dünyayı yönetecek güce sahip değildir.
Bilmemiz gereken en önemli şey, yaşamın bir değil birçok farklı yolu olduğudur, herkes aynı şekilde yaşamamıştı. Dünya farklı diller konuşan, farklı kültürlere ve farklı yaşam biçimlerine sahip, farklı türden ailelerden oluşan binlerce kabileye yuva olmuştur.
Bu farklılıkların sebeplerinden biri, çok çeşitli yerlerde yaşayan insanların, her türden coğrafya ve iklim koşuluna uyum sağlamak zorunda kalmasıydı.