Yaygın görüşü destekliyorsun gene. Mevcut durum adil ve bundan iyisi olamaz sana göre. Bir şeyin varlığı, haklılığını kanıtlamaya yetiyor; ortalama insan, mevcut durumun hiçbir şart altında değişmeyeceğine bilinçsizce inanıyor. Bu saçma düşünceler, onların cehaletinden kaynaklanıyor elbette; bu cehalet Weininger'in tarif ettiği henidikal zihin sürecinin ta kendisi aslında. Düşündüklerini sanan bu düşünce yoksunu yaratıklar, gerçekten düşünebilen birkaç kişi hakkında hükme varıyorlar.
Güzelliğin bir varoluş sebebi vardır, ben önceden bunu bilmiyordum. Güzelliği anlamsız, rastgele ortaya çıkmış bir şey gibi görüyordum. Güzellik hakkında bir şey bildiğim yoktu. Ama artık biliyorum, daha doğrusu anlamaya başlıyorum. Otun neden ot olduğunu; onu var eden güneş, yağmur ve toprağın gizli kimyasını bildiğim için, ot şimdi bana daha güzel görünüyor. Çünkü otun yaşam hikâyesinde romantizm ve macera var. Bunu düşünmek beni heyecanlandırıyor. Bütün o güçlerin ve maddenin hareketlerini, gerçekleşen büyük mücadeleyi düşündüğümde, otlar hakkında bir destan yazasım geliyor.
Denizden esen rüzgar, tatlı sıcağı tazeleyici bir serinliğe döndürmüştü ve bisikletlerini sürerlerken, Martin dünyanın çok güzel ve iyi olduğunu, yaşamak ve sevmekten mutluluk duyduğunu kuvvetle hissetti.
Böylece, evreni toparlayıp, eline alarak inceledi; bu evrenin ara yollarından, geçitlerinden ve cangıllarından geçti. Gizemlerin arasında meçhul hedefini arayan korkmuş bir yolcu gibi değil; gözlemleyerek, kaydederek ve bilinmesi gereken her şeyi öğrenerek... Öğrendikçe, evrene, hayata ve bütün her şeyin ortasındaki kendi yaşamına daha bir tutkuyla bağlandı.