O, hep kendi evindedir, evinin dışında olup bitenlere ilgisizdir, kendi protestosunu yükseltmektedir, baharla açılan, renk renk serpilen çiçek tarhlarını seyret mektedir, çiçeklerin kokusunu duyumsamaktadır, güzün yaprakların kuruyuşunu, çiçeklerin tükenişini, bir kuru yapraktan ibaret kalışlarını.
Sayfa 18 - İz Yayıncılık 26. baskı, İstanbul 2015·Kitabı okuyor
Ulu caminin saçaklı minaresi göğü bir çınar kökü gi bi sarıp kucaklamış, kuşlar uzun gagalarıyla -leylektir bunlar- saçağın altına yuva kurmuşlar, her zaman loş, serin olan cami avlusundan gelip geçen eksik olmaz.
Sayfa 8 - İz Yayıncılık 26. baskı, İstanbul 2015·Kitabı okuyor
birtakım insanlar vardır ki çalışmazlar. Sen ben çalışır, onları besleriz. Kesinlikle bilin ki biz ahmağız, onlar akıllıdırlar. Çünkü biz çalışırken biraz da malımız, paramız varken geçinemiyoruz.
Onlar hiç çalışmadan bir parasız, senin benim hesabıma pek güzel yaşıyorlar. Bu da bir sanattır. Bir insanın cüreti çok, utanması az olduktan sonra her yerde gül gibi geçinir.
Ömründe ilk defa etrafını çeviren güvenlik duvarı dibine kadar yıkılmış. Güya bir el, kalbinin bağlarını çözmüş, ona “İstediğin kadar, gül, oyna, sevin, yaşa” demişti.