scout finch

scout finch
@gulcanbartleby
19 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı

scout finch

, 2024 okuma hedefini ekledi.
2024 OKUMA HEDEFİ
11/25 kitap - %44 tamamlandı
11 kitap okudu
25 kitap
2.628 sayfa
0 inceleme
4 alıntı
Bir başkasının tümüyle tanımaya bir üçüncü engel de paylaşan kişide değil, paylaşanın izlediği sırayı tersine çevirip dili imgeye -zihnin okuyabileceği metne- tercüme etmesi gereke n öbür kişide, tanıyanda bulunur. Alıcının imgesinin göndericinin özgün zihinsel imgesine uyması çılgınca olanak dışıdır. Çeviri hatası önyargı hatasıyla karşılaşır. Başkalarını kendi yeğlediğimiz fikir ve gestalt (oluşturduğu parçalar ve ilişkilerin toplamı ile açıklanamayan ve bunun üstünde bir bütünlüğü olan, görünüm ya da yapı) lara uydurmak için zorlayarak çarpıtıırız. Proust bu süreci çok güzel anlatır: "Gördüğümüz yaratığın bedensel hatlarını, onun hakkında daha önceden biçimlendirdiğimiz tüm fikirlerle bir araya toparlarız ve onun zihnimizde oluşturduğumuz tam resminde asıl önemli yeri utan da kesinlikle bu fikirlerdir. Bunlar sonunda yanakların kıvrımını o denli eksiksiz doldururlar, burnun çizgisini o denli kesin bir biçimde izler, sesin tonuyla o denli ahenkle karşılar ki bu nitelikler artık saydam bir zarftan ibaret kalır ve bir yüzü her görüşümüzde ya da bir sesi her duyuşumuzda, tanıdığımız ve dinlediğimiz şeyler bizim o kişiye ilişkin kendi fikirlerimiz olur."
Sayfa 208
Önce imge ve dil arasında engel var. Zihin imgelerle düşünür ama bir başkasıyla iletişim kurmak için imgeleri düşüncelere, sonra da düşünceleri kelimelere dönüştürmek zorundadır. İmgelerden düşünceye, düşünceden dile doğru bu ilerleyiş ihanetlerle doludur. Kayıplar olur: imgenin zengin, yumuşak dokusu, olağanüstü esnekliği ve yoğurulabilirliği, özel nostaljik duygusal renkleri-tümü, imgenin dile tıkıştırılmasıyla kaybolup gider. Büyük sanatçılar imgeyi doğrudan imayla, mecazla okurda benzer bir imge uyandırmaya yönelik dil ustalıklarıyla aktarmaya çalışırlar. Ama sonunda onlar da yaptıkları iş için kullandıkları araçların yetersizliğini fark ederler. Flaubert'in Madame Bovary'deki yakınmasını dinleyin: "Gerçek şu ki ruhun doluluğu bazen dilin mutlak yavanlığı halinde taşabilir, çünkü hiçbirimiz ihtiyaçlarımızın ya da düşüncelerimizin ya da kederlerimizin tam ölçüsünü hiçbir zaman ifade edemeyiz ve insan konuşması, biz yıldızları eritecek bir müzik yapmayı özlerken, ayıların dans etmesin için üzerinde kaba vuruşlarla tempo tuttuğumuz çatlak bir dümbeleğe benzer." Bir başkasını hiçbir zaman tamamen tanıyamamışımızın bir nedeni de neleri açığa vuracağımız konusunda seçici oluşumuzdur.
Sayfa 206
Psikoloji