Türkiye, 1950'ye kadar yaşadığı zorluklardan sonra kişi başına gelirini daha hızlı artırmaya başlamış görünüyor.
1923'ten 1954'e kadar savaştan çıkmış yıpranmış yapı, Osmanlı borçlarının ödenmesinin getirdiği yükler, 1929 Büyük Depresyonu, İkinci Dünya Savaşı ve onun yarattığı sıkıntılarla yürüyen ekonomi 1954'te Osmanlı borçlarının son taksidini de ödeyerek rahatlamış.
1950 yılında Demokrat Parti'yle birlikte kapitalizme daha fazla yaklaşmış olan Türkiye ekonomisi belirli bir atılımın da içine girmiş. Bir başka deyişle kapitalist modele entegre oldukça gelirini ve dolayısıyla refahını artırmayı başarmış.
Ne zaman askeri yollarla belirli yerler ele geçirilse, kapitalist girişimciler şaşmaz bir biçimde oralarda gerçek pazarlar bulunmadığından yakınarak sömürge yönetimleri yoluyla "beğeni yaratma" işlemlerine girişmişlerdir.