Ah , Dilber! İlk andan itibaren sıkıntılarla, sorunlarla baş etmek zorunda kaldı. İlk başta satıldığı evin hanımı tarafından hep aşağılandı.Evden firar etti, yakalandı. Yeniden satıldı. Kaldığı evin korkunç bir atmosferi vardı. Daha sonrasında ise Asaf Paşa'nın evine satıldı. Orada Celal Bey isimli evin küçük ağası ile birbirlerine sevdalandılar. Bunu öğrenen ev halkı Dilber'i yeniden sattılar. Birbirinden uzaklaşan çiftin başına gelenler bitmedi. Dilber'in çektiği zorluklar ona bir ömür yeterdi. En sonu ise kendisini Nil nehrine bırakarak bitti. Yazar eserinde hem Dilber'in çektiği sıkıntılara değinirken dönemin sosyal,kültürel yapısına dikkat çekiyor. Özellikle kitabın 38-39. sayfalarında köleliği ve cariyeliği en ağır şekilde kınıyor. Ben yazarın ilk eseri olan bu kitabı çok beğendim. Sonunda ise ağlamamak için kendimi zor tuttum. Okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. İyi okumalar
Zavallı hafıza! Günden güne yok olduğunu hissettiğimiz vücut denilen şu toprak yığıntısının üzerinde durmadan sonsuzluk için çalışır durur... Hüzünlü bir bakışı senelerce muhafaza eder... Bir sözü, bir tebessümü yıllarca saklar... Etrafında baş döndürücü bir hızla geçen bütün hatıra ve tesirleri hemen tutmaya çalışır. Bu tahammülü aşan çabayla bütün kuvvet ve takati kaybolunca bize ümit veren istikbal biter; hayatımıza eşlik eden mazi, unutuşlar deryası içinde yok olur. O zaman ölümcül şekilde yaralanmış bir asker gibi bizi mezarın kapısına bırakarak hizmetini terk eder.