Dünya ile alakamı kesmeme karşı gönlümde ayırı bir alem açılıyordu. Hiçbir kaydı, hiçbir yorgunluğu olmayan bir alem, insan mesafeleri kendi vücuduyla mı geçiyor yoksa onlar kendiliğinden mi ayaklarına geliyor belli değil.
Bu benim ilk aşkımdı. Başımdan bir iki gençlik macerası geçmemiş değildi. Fakat bunlar süreksiz hevesler, gelip geçici gönül eğlenceleri kabilinden şeylerdi. Hiçbiri kalbimi yorup yıpratmamıştı.
Vedia'yı masum kalbimden umulmaz bir şiddetle sevmeye başlamıştım. Bir rüya içinde gibi uyuşuk ve ihtiyarsız yaşıyordum. Gözümde hiçbir şeyin ehemmiyeti kalmamıştı. Dünya, bu masal aşkının etrafında beyhude bir çerçeveden ibaretti. Günler bu sevda için doğup batıyor, mevsimler onun için değişiyordu.