"El ne der" demezsek bazı şeylerin ne kadar kolay olacağını, bizi asıl korkutan şeylerin toplumla ilgili olduğunu, oysa bizi bizden başka düşünenin olmadığını söylüyorum uzun uzun.
Hayat insanların duygularını tıpkı dağlar, tepeler gibi şöyle veya böyle erozyona uğratıyor. Sonbaharda solan çiçekler gibi duygularımızın da giderek suyu çekiliyor, sararıyor, kuruyor. Bazı insanlarda bu çok daha belirgin oluyor. Katılaşıyor insanlar, esnekliği yumuşaklığı kayboluyor.
İnanç ve şüphe geceyle gündüz gibidir birbirinden ayrılmazlar. Bir yandan bana inanmak, güvenmek isterken, bir yandan içindeki şüphelerden kurtulamıyor.