Gülçin Güler

Gülçin Güler
@gulcinglrr
Bilgi çok zor elde ediliyordu. İlim ilim ilmek gerekiyordu. Anladım ki ilmekler atıldıktan sonra bilginin bir de yumuşak huy ile desteklenmesi lazımmış. Ancak o vakit bilgi ile doğruya yol görünür, yumuşaklık ile insanlara katlanılırmış. Bilgi sahibinin bilgiyi destekleyen bir irfana da ihtiyacı varmış.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
İnsanlar ömürlerini satıp, dünyanın geçici emellerini ve mallarını alıyorlar, sonra da onlara dört elle sarılıyorlardı. Üstelik öyle de sıkı koruyorlardı ki!.. Sandıklar ve hazinelere koyuyorlar, mevkiler ve makamlarla süslüyorlardı. Kimisi zenginliğe, kimisi şöhrete, kimisi güzelliğe yapışmışlardı..
Bilmedim... Dünya nedir, dünyalık nedir, bilmedim. Pazar nerededir, alan kimdir, satan kimdir, bilmedim. Dönen ile duranı, yürüyen ile oturanı bilmedim. Kim olduğumu unutma raddelerine geldim, kendimi dahi bilmedim.
Ölümden korkup kaçıyorsan eğer, kendi çirkinliğindir seni kaçıran. Ölümün yüzü değil çünkü çirkin olan, belki kendi yüzündür de aynada yansımıştır. İyinin de sen de büyümüştür fidanı çünkü, kötünün de. Kendi elinle kazandığındır güzel de, hem çirkin de. Her doğan ölür elbet. Çırak ne olmuşsa yerin altında, usta da o olmuştur..
Ormanlar görünüşte ıssız idi ama içine girince dil olur şakırdı. Dağ ile konuşmak, ağaçlar ile konuşmak, rüzgar ile konuşmak aslında İnsanın kendisi ile konuşması demekti. Bazen balta vurulan kuru odunlar hüzünleri, bazen dalları çiçeklenen ağaçlar sevinçleri, bazen uğultulu esen rüzgarlar sancıları dillendirir de kah sizi ağlatır, kah sevindirirler. Gözyaşının da sevincinde kendi içinizde olduğunu bilirsiniz. Eşyanın lisanı hakikatin lisanıdır çünkü, hiç yalan söylemez.