Gülden

İsterseniz kütüphanelerinizi kilitleyin ama zihnimin özgürlüğüne hiçbir kapı, hiçbir kilit, hiçbir sürgü işlemez.
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Shakespeare Kral Lear’ı, Antonius ile Kleopatra’yı yazarken nasıl bir ruh hali içindeydi? Şiir için gelmiş geçmiş en elverişli ruh hali içindeydi mutlaka. Ama kendisi bu konu hakkında hiçbir şey söylememiş. Sadece, gayriresmi olarak ve şans eseri, “asla herhangi bir satırı karalamadığını” biliyoruz.
Alıntı
Shakespeare'in kız versiyonu 16.yyda nasıl olurdu?
Ama Shakespeare’in kız kardeşi hakkında uydurduğum hikâyeyi gözden geçirirken bana doğru gelen yanı şu oldu: On altıncı yüzyılda büyük bir yetenekle doğan herhangi bir kadın mutlaka ya çıldırarak kendini vururdu ya da son günlerini köyün dışındaki ıssız bir kır evinde, yarı cadı, yarı büyücü, korkulan ve alay edilen biri olarak geçirirdi. Çünkü üstün yeteneğini şiirde kullanmaya çalışan bir kızın başkaları tarafından böylesine kösteklenmenin ve engellenmenin, kendi karşıt içgüdüleri tarafından böylesine eziyete uğramanın ve bin parçaya bölünmenin etkisiyle beden ve akıl sağlığını kesin olarak kaybedeceğinden emin olmak için azıcık psikoloji bilgisi yeterlidir.
Alıntı
18.yy öncesinde kadınlar hakkında hiçbir şey bilinmemesi
Kitap raflarına tekrar bakarken, tüm bunlara rağmen en içler acısı bulduğum şey, on sekizinci yüzyıl öncesinde kadınlar hakkında hiçbir şey bilinmemesi, diye düşündüm. Kafamda evirip çevirebileceğim herhangi bir model yoktu. Burada durmuş, kadınların neden Elizabeth döneminde şiir yazmadıklarını sorguluyordum; oysa nasıl bir eğitim aldıklarından, yazı yazmayı bile öğrenip öğrenmediklerinden, kendilerine ait odaları olup olmadığından, kaç kadının yirmi bir yaşından önce çocuk sahibi olduğundan, kısacası sabahın sekizinden akşamın sekizine kadar nasıl bir yaşam sürdüklerinden emin değildim. Belli ki hiç paraları yoktu...
Alıntı
Çünkü kurmaca, yani yaratıcı metinler bilimsel gerçeklere göre hareket eden bir çakıl taşı gibi yere düşmezler; kurgu daha ziyade örümcek ağı gibidir, belki bağları çok gevşektir ama yine de dört köşesinden hayata bağlıdır. Bu bağlantı çoğu zaman güçlükle algılanır; örneğin Shakespeare’in oyunları sırf kendi çabalarıyla havada asılı durur gibidir. Fakat bu örümcek ağı yana doğru çekiştirildiğinde, köşesi bir yere takılıp ortası yırtıldığında, insan havada asılı duran bu ağların manevi varlıklar tarafından dokunmadığını, acı çeken insanların elinden çıktığını ve büyük ölçüde sağlık, para, içinde yaşadığımız evler gibi maddi unsurlara bağlı olduğunu hatırlar.