Kitap dostum Azad Doğu DEMİR ile giriştiğimiz bu yolda, her ülkeden Türkçeye çevrilmiş en az bir kitap okuma hedefindeyiz. Şu ana kadar 117 farklı ülkeden Türkçeye çevrilmiş kitap tespit ettik. Yaklaşık 200 ülkenin bulunduğu dünyamızda listemizin neredeyse yarısı hâlâ boş. Öncelikle Asya ve Afrika ülkeleri olmak üzere, tüm ülke ve kitap tavsiyelerine açığız. Aşağıdaki bağlantıda listemizi görebilirsiniz.
docs.google.com/spreadsheets/d/...
Yaşamı da, ölümü de aşmıştım; çünkü artık ne yaşama arzusu duyuyor, ne de ölümden korkuyordum. Hiçbir şey istemiyor, hiçbir şey ummuyordum. Hiçbir şeyden korkmuyordum. Bu yüzden özgürdüm. Çünkü yaşamımız boyunca bizi köleleştiren isteklerimiz, umutlarımız, korkularımızdır.
Yaşı oldukça ilerlemiş olan General Henrik’e bir gün bir mektup gelir. Mektup çocukluğundan beri en yakın arkadaşı, hatta can ciğer dostundan gelmiştir. İki dost arasında 2 Temmuz 1899’da bir olay yaşanmış ve bu olaydan sonra bir daha birbirlerinden haber almamışlardır. Bu mektup da bu olaydan tam 41 yıl sonra gelmiştir ve mektubun geldiği günün akşamı eski iki dost General’in evinde buluşmuşlardır.
1899’da ne oldu da bu iki dost bir daha hiç görüşmediler? Koskoca 41 yıl neyi beklediler? Bu soruların cevaplarını ararken başka sorular da gündeme gelir. Bu sorular, hikayeyi son sayfasına kadar merak içinde okumamızı sağlar.
Yazarımız Sandor Marai için “insan ilişkileri yazarı” demek yanlış olmaz herhalde. Bu eserinde de bu konuyu temel almış ve üzerine dostluk, ihanet, kıskançlık gibi konuları işleyerek eserini etkileyici bir hale getirmiştir.
120 sayfa bile etmeyen bu kısacık eser, bende bol sayfalı kült bir klasik eser etkisi bıraktı. Başında sonunda kadar her sayfasına ve her cümlesine hayran kalarak okudum. Hayatım boyunca okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. Okumayanlar varsa okumanızı kesinlikle tavsiye eder, herkese keyifli okumalar dilerim.