Annem o gece hikayesini değiştiren tek kişinin anneannem olmadığını, çoğu kadının acı dolu geçmişlerinin yükünü taşıyamadığını; bazılarının silip unutmayı, bazılarının da çektiklerini unutamadan, sürekli anlatarak kendilerini tükettiğini söyledi. Kadınlar kader diye zorla içine sokuldukları bu cenderenin içinde ancak bu şekilde yaşayabilmişlerdi.
Oysa gençliğimin başındayken, kendine güven duygusu aşılanarak büyütülmüş herkes gibi bende yanılgılarla dolu bir ömür yaşayacağıma hiç ihtimal vermemiştim.
“Peki, bütün o insanların bir araya gelmesi için, ihtiyaç duyulan tek düşman kim miydi? Ne önemi vardı ki! Kimin umurundaydı! Hem savaşlarda, düşmanın adı olmazdı! Düşman, düşman olarak bilinirdi! Çünkü bir adı olduğu fark edilince bir insan olduğu da hatırlanabilir ve savaş artık o kadar da soğukkanlı geçmeyebilirdi! Tarih, savaştığı insanların, örgütlerin, ülkelerin adlarını bilmeyen askerlerle doluydu! Sonuç olarak, tek düşmanın adının hiçbir önemi yoktu. Önemli olan, o tek düşmanı linç etmenin sonuçlarıydı:
Linç varsa birlik vardı.”