Gülden

Gülden
@guldeenn
9/10
·336 syf.··
2026 24. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 00:00
Kitabı yazar 15 senede tamamladığını söylüyor ve iki çocuk karakteri gözüyle okuyoruz. İlk başta Melek ile başlıyoruz ilkokuldan ortaokul çağına kadar anlatıyor. Aslında herkesin övdüğü 70'lerin içinde dışarda oyun oynayan kız çocuklarının nasıl taciz edildiği gerek bakkal gerek dükkan gerek arkadaşının abisi gerek kendi kuzeni gerek öz dedesi ama bunların hiçbirini birine anlatamanın çaresizliği... Yazara burada çok kızılmış okuduğum incelemelerde neden sessiz kalıyorlar vs ama bence o zamanlar da günümüz gibi malesef sapık doluymuş ve çocuklar hep sessiz kalmış. Hatta herkes eskiye özenir ne oldu bizim ülkeye denir. Ben asla değiştiğimizi düşünmüyorum. Hatta belki de kameralarla bu taciz meselesinin bir tık azaldığını (şimdi diyenler olur aa her gün haberlerde neler duyuyoruz işte bundan bahsediyorum artık duyabiliyoruz önceden bence bu muhabbetler daha çoktu şimdi direkt çocuklar anlatabiliyor susmuyor duyabiliyoruz) ya da şuanki çocukları sokağa çıkarıp hadi akşam namazında gel desek bile kentsel dönüşüm oldu nasıl çıksınlar site çocukları bunlar artık gibi de düşünmeyin hadi diyelim çıkabilme imkanları var ama emin olun sokakta oynayan son nesil 90 lar nesli olarak özellikle kız çocuklarının yani şuanki Y kuşağı annelerinin çocuklarını değil dışarıya gözetimsiz çıkartmayı komşulara bile 5 dk bırakamamasının sebebi günümüzde komşuluğun ölmesi değil sokaktan, komşuluktan ne geldiğini bilerek büyümektir. Yani Y kuşağı anneler komşuluğu bıraktı akrabalığı bıraktı demesindeki en büyük meselenin taciz olduğunu ilk defa bir kitapta bu kadar iyi görüyorum. Evet kitap günümüze hiç gelemiyor kitap bunu da bu şekilde anlatmıyor 1970lerde başlayıp 1993 yılında Turgun Özal'ın ölümüyle bitiyor ama bu yorumu çıkartabilelim diye yazıldı bence bu kitap. İlk defa bir yazar 70leri
Edebiyat
Vatan Millet SamatyaSeray Şahiner · Doğan Kitap · 20251,423 okunma
Reklam
Puan vermedi·128 syf.··
2026 23. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 19:27
İmpostor olgusu nedir dedikten sonra bu kitabı okuyup hayatınıza impostor kelimesini bu kadar rahat empoze edince bence kitap etkisini göstermiş olacak ki bana öyle oldu. İmpostor'un ingilizce çevirisi sahtekar ancak türkçeyi tam karşılamadığı için impostor şeklinde kullanmayı tercih ediyor. Okudukça daha da netleşiyor storytelden dinledim kendi sesiyle impostor olgusunu kadınların başarılı olduğu zaman kendi emekleriyle değilmiş de sanki ya şansa ya da birileri aracılığıyla olduğu hissiyatı verenler ve bunu yaşayanlar yüzünden böyle bir olgu yaratılmış ve buna impostor olgusu deniliyor bunu kendini kanıtlamış Layd Gaga bile yaşamış oy çokluğuyla kazanmış belediye başkanları da... Kraliçe arı bölümünü de sevdim. Kraliçe arı da özellikle yönetici kadınların kendisinden başka hiçbir kadının yükselmemesinden kaynaklı bir terim olduğundan bahsediyor. Okudukça bunların etrafımızda ne kadar çok olduğunu farkediyoruz. Sindrella kompleksinde de sürekli kurtuluşun aslında erkek bireylere muhtaçlıktan kaynaklandığını bunca yıl bizlere bu empoze edildiğinden bahsedilmiş. Kitabı okudukça hakikaten diyorsunuz. Normalde bu tarz kitaplarda katıldığım noktalar olduğu kadar katılmadığım yerler de olurken Evrim Kuran her dediğine oldukça fazlasıyla katıldım. Çok iyi kanka olurmuşuz bile dedim. Dinlemek çok keyifliydi sohbet eder gibiydi. Youtube da sonrasında bu kitap ile ilgili konuk olduğu programlar var orada da bu kitabı yazma amacından bahsetmiş kendi impostor olgusunu yense de bunu yaşayan oldukça fazla kadının bunu farkedip kendisine değer vermesinden kendisini önemsemesinden kendisini de sevmesi gerektiğinden bahsediyor. Ben çok beğendim. Gerçekten böyle güçlü kadınları gördükçe mutlu oluyorum. Umarım sayımız her geçen gün artar. Evrim Kuran'a kocaman sevgiler. Evrim Kuran
Duygu ve Düşünce
Başarılı Bir Kadın Olduğum İçin Özür DilerimEvrim Kuran · Mundi Yayınları · 2024237 okunma
9/10
·116 syf.··
2026 21. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 19:36
İncelememi kitabı özetlemek şeklinde değil de hissettirdiği ve muhtemelende zaman geçtikçe hissettireceği 2 duygudan alıntı yaparak paylaşacağım. 1.Alıntı "Bu insanlar bana verilmemişti, ben onlarla doğmamıştım. Onları yeryüzünde arayıp bulmam gerekmişti. Onlara doğru yürümem ve yanlarına varıp çemberlerine katılmam gerekmişti. Kabilemi bulmuştum. Öyle hissediyordum. Aile sanıldığı kadar tesadüfi bir şey değildi, kuradan çıkmıyordu, onu bulman veyahut oturup kendi ellerinle yapman gerekiyordu." 1. Hissettiğim Gerçekten bende aile akraba vs den ziyade çocukluğumdan beri hep kendi oluşturduğum arkadaşlıklarla hayatımı kurmuştum. Sosyallik deniliyor belki ama sosyallik her zaman dışa dönüklük değil bence bazen de aradığını dışarda bulmak sohbet edebileceğin seninle aynı düşünen ya da sana bir şeyler katabilecek insanların çemberine almak onları aramak gerekiyor bence de... 2.Alıntı "Bir çocuğun sevmesi ne büyük, ne kapsayıcı bir şeymiş, ne eli bolmuş. Hiç takılmazmış hayatın tırı vırı engellerine. Bahanesi şartı, şurtu, hesabı kitabı yokmuş." 2. Hissettiğim Bunu da takdir edersiniz ki anne olduktan sonra hissetmiştim, bir bebeğin cidden hayatındaki en merkezi olmak en sevdiği en aradığı en huzur bulduğu yanlışlar yapsam da bazen sesimi yükseltsem de yine de bana her zaman aynı hissiyatla gelmesi eleştirmeden gelmesi saf sevgiyle gelmesi çok değişik duyguymuş Allah isteyen herkese nasip etsin. Burada belki Türkan kendi anne değildi ama bir bebeği kendi büyüttü ve büyütürken ki yazdığı bu alıntıyı okumak cidden harika yazmış tam da böyle dedirtti. Not: Kitabın sonu özellikle hızlı gidiyor ya da işte 2. bölümde Türkan ile alakalı bence bu karakterde biri değildi bunu söyleyebilecek biri değil bence dediğim yerler oldu ( okuyanlar beni anladı) 1 puanımı buradan kırdım ama çok
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,5bin okunma
9/10
·304 syf.··
2026 12. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2026 22:47
-Almanya'da Yarasaların Şarkısı olarak çevrilmiş. -Ekofeminist bir kitap. -Lehçe olarak 2009'da yazılmış ancak ingilizce çevirisi 2018'e dayanıyor. 2019'da da Uluslarası Booker Ödülü alıyor. (İngilizce çevirinin önemi adlı malesef) -Kitaptaki avcılık vejetaryenlik rahibin vaazında hayvan ırkının ruhu yoktur gibi sözler kitapta yer aldığında Polonya'yı 2'ye bölmüş o yüzden seveni de çokmuş sevmeyeni de. -Polonya'da yaylada geçen bir köy ama Türkiye'deki yayla mantığıyla aynı o konuda acaba türk bir yazar mı okuyorum diye mutlu oluyor insan :) -Pokot diye filmi var senaristliğinde bizzat yazarımız Olga yapmış. -William Blake şairinin şiir dizeleri bölüm başlarında var kitabın ismide bu şairin bir şiirinin dizesinde geçiyormuş. -Kitapta hayvan isimleri Geyik, Karaca, Yaratık vs büyük harfle yazılmış çeviri hatası olarak diye düşünmeyin yazarın bilerek yaptığı bir durum. -Hayvanlar acaba intikam mı alıyor diye bir stephen king havasına giriyoruz. -Yazarımız vejetaryen ama kitaptaki vejetaryen vurguları rahatsız edecek boyutta değil. -Aynı şekilde kitaptaki kadın karakterimiz astroloji ile ilgileniyor ama bu da astroloji kitabı yapacak düzeyde değil hepsi kararında bence. -Kitaba polisiye de belki diyebiliriz çünkü avcılar öldürülmeye başlıyor ama verdiği mesajlar polisiyenin ötesinde. -Dua Lipa'nın kitap kulübü var youtubeda yazarımızla söyleşisi var ancak türkçe çevirisi yok malesef. -Flu tv kitap kulübü ve Deniz Başarır Ben Okurum'da ikisinde de bu kitap yorumlanmış bakabilirsiniz.
1000Kitap
Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri ÜzerindeOlga Tokarczuk · Timaş Yayınları · 20203,058 okunma
8/10
·260 syf.··
2026 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2026 13:50
(Bence: Storytelde var ama sadece dinleyerek anlaşılacak bir kitap değil kitap ya da pdfte elinizde olmalı, edebiyat lezzeti çok yoğun vermek istediği mesajlar çok yoğun biraz sabır gerektiren bir kitap bu kitabı okumak için biraz pişmek gerekiyor o yüzden 30 yaş üstüne tavsiye ederim.) Orlando’nun üç yüz yıl boyunca yaşayıp bir noktada kadınlığa geçmesi, ilk bakışta okurda bambaşka bir beklenti yaratabilir: Acaba bunu gizleyecek mi, kimler fark edecek, kimler şaşıracak fantastik bir kitap mı? Oysa Woolf bu sorularla bilinçli olarak ilgilenmez. Orlando’nun kadın oluşu neredeyse herkes tarafından olağan karşılanır; ne bir skandal çıkar ne de büyük bir açıklama yapılır. Çünkü Orlando’nun meselesi dönüşümün kendisi değil, dönüşümden sonra aynı kişinin başına gelenlerdir. Woolf, okurun merakını biyolojik bir mucizeye değil, toplumsal adaletsizliğe yönlendirir. Bu dönüşümün elçi olarak gittiği İstanbul’da gerçekleşmesi ise (as bayrakları as) romanın en isabetli hamlelerinden biridir. İstanbul, Doğu ile Batı arasında duran, sınırların bulanıklaştığı bir eşik mekân olarak kurgulanır. Woolf için burası ne tamamen Batı’nın katı hukuk ve kimlik düzenine ne de tek bir tanıma ait bir yerdir. Tam da bu yüzden Orlando’nun cinsiyet gibi sabit kabul edilen bir kimliği burada çözülür. İngiltere’de gerçekleşseydi büyük ihtimalle bastırılacak, açıklanmaya zorlanacak bu dönüşüm; İstanbul’da sessizce olur ve normalleşir. Bu, Woolf’un “asıl mesele burada değil” demesinin mekânsal karşılığı gibidir. Dönüşümden sonra asıl sarsıcı olan şudur: Orlando’nun fikirleri, zekâsı, hayal gücü ve benliği tamamen aynı kalmasına rağmen, toplum onu bir anda başka bir yere koyar. Erkekken doğal ve meşru olan her şey, kadınken sorgulanır hâle gelir. Bir zamanlar mirasın sahibi olan Orlando, artık mülkü
Edebiyat
OrlandoVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20192,122 okunma
Reklam