Belki bir kış, belki bir sürü kış geçer de gelirsin diye bekledim.
Her soğukta içimde bir kapı aralık kaldı.
Her rüzgarda adını duyar gibi oldum.
Hayatımın en uzun beklemesiydi bu.
Zaman yürüdü ama içimdeki saat yerinde kaldı.
Sonra anladım.
Gelmeyeceğini anladım.
İnsan bazı gerçekleri bir anda değil, yavaş yavaş eksilerek öğreniyor.
Uyandım.
Ama bu bir sabah uyanışı değildi;
bir daha olmayacak olana gözlerini açık tutabilmekti.
Şimdi hayatımın geri kalan küçük yaşam kırıntısına tutunuyorum.
Avucumda azıcık bir sıcaklık.
Bu beni hayata bağlar mı bilmiyorum.
Ama beni, artık geri dönmeyecek olana değil;
acısıyla da olsa yaşayan, gerçek dünyanın içine geri koyduğu kesin.