Geçen gün Yemelya anlattı: Bir yerde para toplamışlar onun için. Ama öyle olmuş ki, adamcağızı her kapik için ayrıca denetlemişler adeta. Parayı boşuna verdiklerinden kuşkulandıkları için mi yapmışlar bunu, yoo... yoksul bir insan seyretmenin ücretiydi verdikleri. Günümüzde hayır işleri de bir tuhaf yapılıyor anacığım... kim bilir, belki eskiden de böyleydi! Ya beceremiyorlar bunu ya da çok ustadırlar!
Şurası kesindir ki Varvaracığım, şu kâğıt karalayıcılar ne kadar yazarsa yazsınlar, yoksul insanın bir paçavra kadar değeri yoktur! Bu böyle gelmiş böyle gider. Niçin mi? Çünkü onlara -yazarlara- göre yoksul insan, her şeyi ortaya dökülmesi gereken bir yaratıktır. Kutsal hiçbir şeyi, gururu olamaz!..
Düşkünler hodbin olur... doğanın bir yasasıdır bu. Eskiden de hissediyordum bunu. Yoksul, ezilmiş insan kuşkucudur. Çevresine, yanından geçenlere yan gözle, bir tuhaf bakar. Kendisinden mi söz ediliyor, anlamak için gözlerini kısarak, kuşkulu bakışlarını dolaştırır çevresindekilerin üzerinde, konuşulanlara kulak kabartır.
İnsan bazen köşesine siniyor, dışarı adım atmaya korkuyor... elinden başka ne gelir zavallının, alaya alınmış, gururu bir paralık edilmiştir. Aile hayatı, günlük yaşayışı edebiyata konu olmuştur. Herkes okumuştur onu, gülmüştür! Şimdi cesaretin varsa gel de sokağa çık bakalım... Kitaplarda o kadar canlı anlatılmıştır ki her şey, bir yürüyüşünden tanırlar hemen zavallıyı.