Zeynep

İzninizle söyleyeyim: Ulu Tanrı her şeyi insanoğlu için düzenlemiştir. Kiminin kısmetinde omuzlarına general apoleti takmak vardır; kiminin altıncı derece memur olarak kalmak... Kiminin alnında emir vereceği, kimininkindeyse hiç mırıldanmadan, korku içinde bu emri yerine getireceği yazar. Kişinin yeteneklerine göredir bütün bunlar. Bazısının yetenekleri emir vermeye, bazısınınki boyun eğmeye elverişlidir. Yetenekleri kişiye Tanrı verir...
Sayfa 115
Reklam
Size bir şey söyleyeyim mi anacığım, insan kendi halinde yaşayıp gidiyor da, yanı başında duran kitapta kendi hayatının tıpatıp anlatıldığından haberi olmuyor. Eskiden dikkatini çekmemiş birçok şeyi, kitabı okumaya başlayınca bir bir anımsıyor insan. Sonra, şunun için sevdim kitabınızı: Bazı kitapları okurken insan kendini ne kadar zorlarsa zorlasın bir şey anlayamıyor. Öylesine derin anlamlı yazılmışlardır... Ne yalan söyleyeyim, kafam pek çalışmaz benim, öyle önemli şeyleri anlayamam. Gelgelelim, bunu okurken öyle rahatlıyorum ki.. öyküyü ben yazdım sanki. Hancı benim sanki. Yüreğimi, ruhumu okuyucuya olduğu gibi anlatıyorum duygusu sarıyor içimi.
Sayfa 111
Bazen aklıma geliyor da, kendi kendime şöyle soruyorum anacığım: "Bugüne kadar böyle bilgisiz, odun gibi nasıl kalmışım?" Elden ne gelir? Hangi ormandan kesmişler beni acaba? Evet anacığım, dünyadan haberim yok benim. Hiçbir şey bilmiyorum!
Sayfa 111
Yabancı ne demektir bilmiyorsunuz daha galiba?.. Onu bana sorun da anlatayım size. Bilirim ne demektir yabancı anacığım, hem çok iyi bilirim. Ekmeğini yedim... Kötüdür Varvaracığım, o kadar kötüdür ki yüreciğiniz dayanamaz. Azarlamalar, iğneli sözler, hor bakışlar parçalar o duyarlı yüreğinizi!
Sayfa 110
Ne derler, yaşamış ama dünyadan haberi yok... ben de öyleyim işte. Doğru vallahi, ne yapıyorum boş zamanlarımda? Salak gibi uyuyorum. Oysa tembel tembel uyuyacağıma iyi bir uğraş bulsaydım kendime. Sözgelişi yazsaydım. Kendime de başkalarına da yararım dokunmuş olurdu.
Sayfa 99
Reklam