Çağımıza uymak zorundayız palavrasına da hiç mi hiç inanmıyorum. Eğer yaşadığım çağın en yüce ideali köşeyi dönmekse; eğer yaşadığım çağ toplumsal adaletsizlik üstüne kuruluysa; eğer yaşadığım çağ inandığım her şeyi yadsıyorsa; eğer yaşadığım çağa bayağılık ve çirkinlik egemense, ben böyle bir çağa neden ayak uydurmak zorunda kalayım? Tam tersine, başkaldırırım, direnirim böyle bir çağa karşı.
Globalleşme lâfı arttıkça, insanlar aynı küre içinde birleşeceklerine birbirlerine büsbütün düşman oluyorlar. Etnik gruplar arasındaki düşmanlıklar artıyor.
Anadolu'da düğün geleneği her zaman vardı herhalde, ama İstanbul'un aydın çevrelerinde, milyonların havayi fişeğe dönüşüp karanlık gökyüzüne savrulduğu o şatafatlı düğünler 1950'den önce pek yoktu. Benim kuşağımın okumuş ve meslek sahibi kızları, gösterişli düğünler yapmayı biraz ayıp sayarlardı.