Okumak bir çeşit organik gereksinimdir bende. Günde hiç olmazsa iki üç saat okumayınca, afyondan kesilmiş bağımlıya döner, bir "yoksunluk nöbeti" geçiririm.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Okuyucularını, insan ruhunun karanlık uçurumlarına daldırıp daldırıp sonra gün ışığına çıkartabilen Dostoyevski, Karamazof Kardeşler'de "kim istemez ki babasının ölümünü?" diye sorarken, insanla ilgili her şeyi anladığı gibi bunu da anlamıştı.
Çünkü onların yartılışları açısından erkeklerden daha duyarlı ve erdemli olduklarına inanıyorum. Oysa ne yazık ki, iş boşanmaya gelince, kadınlar her zaman erdemli davranmıyorlar. Erkeklerini daha çok sömürüp daha çok çıkar sağlamak için ya da salt onu cezalandırmak, öc almak amacıyla, boşanmamakta direniyorlar.
Sevdiği erkek, başkasına tutulduğu ya da ondan bıktığı için, boşanmak isteyebilir. Bu durum karşısında, bir kadın korkunç bir düşkırıklığına düşer, derin bir acı duyar. Ama o erkeğin derdinden ölse bile, bağrına taş basar, haysiyetli davranır, hemen razı olur boşanmaya.