Zeynep

Hiç kimsenin, hatta hiçbir şeyin onun gözünde kendine ait bir varoluşu yok; dünyayı kendi amacı için bir araç olarak görüyor sadece. Amacının iyi olması da bir şeyi değiştirmiyor, çünkü sahip olduğumuz yegâne şey araçlar... O kabullenemiyor, şeyleri oluruna bırakamıyor, hiçbir işin ucunu bırakamıyor. Adeta çıldırmış...
Sayfa 184
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Başka bir insana yardım etmek gerekir. Ama insan kitleleri söz konusu olduğunda, Tanrı rolüne soyunmak da doğru değil. Tanrı olabilmek için ne yaptığını biliyor olman lazım. Ve iyi bir şeyler yapabilmek için haklı olduğuna ve niyetinin iyi olduğuna inanıyor olman yetmez. Kendi dışındaki şeylerle... temas halinde olman lazım.
Sayfa 184
Tabii şayet bu doğruysa (düşünceleri de yürüme hızında ilerliyordu), mevcut haliyle bütün dünya benim tarafımda olmalı, çünkü onun büyük bir kısmını da rüyamda görerek bizzat yarattım. Eh, aslına bakılırsa o da pekâlâ benim tarafımda. Yani ne de olsa ben onun bir parçasıyım. Ondan ayrı bir şey değilim ya. Yeri arşınladığımda yer benim tarafımdan arşınlanıyor, havayı soluduğumda onu değiştiriyorum, dünya nasıl benimle bağlantılıysa ben de her şeyimle sonuna kadar bağlantılıyım onunla.
Sayfa 183
Gerçeklik namına elinde kalmış şuncacık şeyin en büyük kısmını oluşturan işini, varoluşunun gerçek anlamda sahip olmayı sürdürdüğü bu yegâne öğesini böylece gerçekdışı saflarına süpürmekle, sağlığını kaybetmiş bir aklın karşı karşıya bulunduğu tehlikenin tıpatıp aynısına maruz kaldığının farkındaydı: Özgür irade duygusunun yitirilişiydi bu tehlike. Olanı inkâr ettikçe, olmayanın pençesine düşerdi insan, boşluğu doldurmak için hep birden üşüşen zorlantıların, fantazilerin ve dehşetlerin pençesine düşerdi - bunu biliyordu. Ama boşluk oradaydı. Bu hayat gerçeklikten yoksundu; yaratmaya hacet olmayan yerde yaratan rüyanın kumaşı epriyip gitmiş, delik deşik bir şeye dönüşmüştü. Eğer var olmak buyduysa, o boşluk belki çok daha yeğdi. Bu canavarlara ve aklın ötesindeki kaçınılmazlara boyun eğecekti.
Sayfa 179
"Biz dünyanın içindeyiz, ona karşı değiliz. Bir şeylerin dışında durup onları bu şekilde yönetmeye çalışmak sonuç vermez; ne yaparsanız yapın; hayata ters düşer bir kere bu. Bir yol var, ama onu izlemeniz gerek. Biz dünyanın nasıl olması gerektiğine dair istediğimizi düşünelim, o yine de olduğu gibi. Onu kendi haline bırakmak gerek."
Sayfa 166