Öncelikle, bütün özgürlükleri, mutlulukları ve zenginlikleri kendisi için isteyen, halka ise en büyük sefalet ve mahrumiyetlere karşı tahammül etmeyi tavsiye eden burjuvalara ve seçkinci devlete kızıyordu. Sonra da kendisine dayatılan bu mecburiyete tahammül ettiğinden dolayı halka kızıyordu. Halkın; düşünce uyuşukluğuna, maddi ve manevi sefalete ve hukuksuzluğa alışmış olmasına kızıyordu.
Herkes hayattan bir şey almak ister ama ona bir şey vermek istemez. Çoğu kimse, hayata menfaatçi, zorba ve asalak olarak atılır. Hayatın anlamını bu asalaklıkta arar.