Ben sadece gördüğün bir hayalim, ama kabustaymış gibi, yepyeni, şimdiye kadar senin aklına gelmeyen şeyleri söylüyorum. Asla düşündüklerini tekrarlamıyorum, oysa ben sadece bir kabusum, başka şey değil.
Amerikan ve Fransız devrimleri, Tanrı’yı hukuk işlerinden kovmak için başladı. Yüzyılın sonuna gelindiğinde pek çok ülke, hukuku yönlendirmek için “akla” ve “insanların iradesine” bakıyordu. Dünya artık sırf ilahi çabanın ürünü olmadığı gibi insani acılar da semavi intikamdan kaynaklanmıyordu. “Aydınlanmış” insanlar geceleyin gökyüzüne baktığında, matematik denklemleri görüyordu. Dağlara baktığında fabrikalarda yanan kömürü görüyordu. Ve kasıklarında o bilindik uyanışları hissettiğinde düşündüğü son şey Baba, Oğul ve Kutsal Ruh oluyordu.
Katolik hükümetler ahlaksızlıktan kazanç elde ediyor suçlamasına maruz kalmasınlar diye belediye genelevleri kapatıldı. Paris 1556’da genelevlerinin kepenklerini indirdi. On yıl sonra papa, Romalı fahişelere şehri terk etmelerini emrettiyse de yetkililer yirmi beş bin kişinin şehri boşaltmaya hazırlandığını görünce papanın emri iptal edildi.
Hiçbir şey anlamıyorum, anlamak da istemiyorum. Olaylarda kalmak istiyorum. Anlamamaya karar vereli çok oluyor. Anlamak istersen olaydan sıyrılman gerekir, oysa ben sadece olayda kalmak istiyorum.