" Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyordum. Acı çekmek bayılana kadar dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey. "
Sevgili piyano, başarının perdelerini çektiğimiz zaman ortaya çıkan görüntüler seni ürkütmüyor mu? Maratonda ipi göğüsleyen bir dünya şampiyonunun perdesini çektiğimizde koltuk değnekleriyle yürüyen biriyle karşılaşmayacağımızdan nasıl emin olabiliriz? Milyonları peşine takan bir starın başarı perdesini arkasında acaba neler var? Daha hızlı yüzen, daha yükseğe sıçrayan, daha güzel rol yapan, daha çok güldüren, daha çok parası olanların başarı perdelerin arkasında hangi köreltilmiş yanları var acaba? Bir kolumuza kuvvet kazandırmak için diğer kolumuzu kesiyor,bir gözümüzün daha iyi görmesi için diğer gözümüzü kör ediyor olamaz mıyız? Kimi zaman kuralsızlığın, kimi zamanda kuralların ruhumuzu kötürüm bıraktığından söz edilebilir mi?
FARK: "Bir kimsenin veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık; benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik."
İşte meselenin püf noktası. Ne diyor sözlük: "BİR BAŞKASIYLA KARIŞTIRILMAMASINI SAĞLAYAN." Demek ki neymiş? Benzerliğimizin değil benzemezliğimizin altı çizilmeliymiş. Benzemek kolay, benzememek zormuş. Bir başkasıyla karıştırılmak mı? Aman Allah'ım ne büyük kâbus!