“İnsan her şeyin lezzetini ancak ona olan sevgisiyle anlayabilir. Hazdan başlayıp hoşlanmaya çıkan bu eğilim hangi şey için yoktur? O güç itmese insan hangi kitabı eline alır? Hangi meyvede lezzet bulur? Hangi hayvandan hoşlanır? Hangi kediyi sevip okşar?”
“Hayvan cinsinden insaniyetle farklılaşan ve ayrışan insanlardaki yürekler, yalnız yaşam gücü olan nefesi alıp vermek gibi maddi bir görevin gerçekleşmesiyle yetinmezler. Bir manevi gücün de idaresi altında bulunurlar ki bunun gereği, birtakım hisleri dökmek ve ihtiyacını gördüğü duyumları da almak ister. Bunlardaki his ve hislenmeler onları sevmek ve sevilmek denilen şeye şiddetli ihtiyaçla muhtaç kılmıştır.”