Belki de her insan kaderini birlikte taşıyordur dedim kendi kendime. Hani Kavafis'in "şehir arkandan gelir" dediği gibi. Hüseyin de Ortadoğu kaderini Amerika'ya taşınmış olabilir miydi? IŞİD'in yarım bıraktığı bir işi kendilerine Volk adını veren faşistler bitirdi, yani cihatçı Müslümanlar ile Haçlı Naziler ortak bir cinayet işledi. Katil olduktan sonra ha haç takmışsın boynuna ha hilal ne farkı var birbirinden?
Kendimizi hayvanlardan ve bitkilerden üstün görmemiz büyük bir aldatmaca, 'insanlık' diye yüceltilmiş şey aslında ne aşağılayıcı bir kavram diye düşündüm.
Çetin Efendi başkaları gibi "Aman Kemal Bey, ölenle ölünmez" demedi. deseydi ona Masumiyet Müzesi'nin ölenle yaşamak için yapılmış bir yer olduğunu söyleyecektim.
Tıpkı sahile pek çok eşyayı vuran lodosun getirip bıraktığı eşyalar gibi yenilerini bırakıyor, insanların çoğu hayatlarını önemli bir zamanını birlikte geçirdikleri bu eşyalarla kurdukları duygusal ilişkileri bile fark edemeden onları unutuyorlardı. Gerçek müzeler, zamanın mekana dönüştüğü yerlerdir.