Babam omuzlarında tonlarca geçmiş taşıyan bir Atlas’tı.
Şimdi, o aramızdan ayrılınca, tüm o geçmişin çatırdayarak üzerime usulca yıkıldığını, beni tüm öğle sonlarının arasına gömdüğünü hissediyorum.
Çocukluğun sessizce yıkılıp dağılan öğle sonları. Ve yardım için çağıracağım kimsem yok.
İnsan hayatın bu son günlerinde en bilgece sözlerin söylendiğini, vasiyetlerin bırakıldığını, her şeyin özünden söz edildiğini düşünür… Ama acı her şeyi süpürüp götürüyor. Bezler, uyuşturucu bantlar, yatıştırıcı haplar, üzerine kan sızmış çarşaflar arasında dünya hakkında bilgelik ve zerafetle düşünmek mümkün değil.