Guadeloupelu yazar Maryse Condé, sömürgecilik, kölelik, kimlik, diaspora ve kültürel aidiyet temalarını işlediği eserleriyle Karayip edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Segu, dört ciltlik büyük bir tarihsel roman serisinin ilk kitabıdır. Türkçede ilk cilt Segu Toprak Surları adıyla yayımlanmıştır. Roman, 18. yüzyılın sonları ile 19. yüzyılın başlarında, günümüz Mali sınırları içinde yer alan Bambara Krallığı’nın başkenti Segu’da yaşayan Bambara soylusu Dousika Traoré ve onun ailesinin üç kuşak boyunca erkek üyelerinin yaşamlarını anlatır. Erkeklerin hayatları anlatılırken eşlere, annelere ve zaman zaman kız çocuklarına da yer verilse de romanın odağında erkeklerin bu dönemdeki yaşantıları ve hayata, dine, köleliğe, farklı inançlara ve kadınlara bakışları yer alır. Bu yaşamlar aracılığıyla bölgenin dini, kültürü, doğası, insan yaşamı ve tarihiyle birlikte dönemin kölelik sistemi, siyasi yapısı ve toplumsal dönüşümleri hakkında da bilgi ediniriz.
Romanın ilk kısmında Dousika Traoré ile tanışırken aynı zamanda çocuklarının seçimleriyle ilgili ipuçları da almaya başlarız. Çok tanrılı bir dine inanan Dousika Traoré’nin ilk oğlu Tiékoro’nun İslamiyet’e ilgisi, Siga’nın Tiékoro’ya karşı içinde büyüttüğü öfke, Naba’nın Tiékoro ile ilişkisi ve kardeşinin gidişinden sonra değişen hayatı ile Malobali’nin doğumu gibi olaylar sayesinde kardeşlerin aile içindeki yerlerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini öğreniriz.
Çocukların her biri farklı hayat yolculuklarına çıkar. Tiékoro, İslamiyeti öğrenmek için Siga ile birlikte bir yolculuğa çıkar. Bir süre sonra yolları ayrılır ve Tiékoro eğitim alacağı yerde yaşamını sürdürür. Onun geçmiş yaşamı ile yeni kabul ettiği ve öğrenmeye çalıştığı din arasındaki ikilemlerine, farklı bir etnik kökene sahip olması nedeniyle bulunduğu