Gülşah

Gülşah
@gulsara
Yarayla alay eder, yaralanmamış olan. (Juliet yukarıda pencerede görülür.) Dur, şu pencereden süzülen ışık da ne? Evet, orası doğu, juliet de güneşi! Yüksel ey güzel güneş, öldür şu kıskanç ay’ı, Bak nasıl da sararıp soluvermiş tanrıça kederden. Sen ondan daha güzelsin diye. Kıskandığı için vazgeç ona bağlılıktan, Sayrılı ve toydur bakirelik giysisi. Soytarılar giyer bunu ancak. Sen çıkar bu giysileri, at üzerinden. Kadınım benim, ah benim sevgilim bu! Ne olur ah, bilseydin sevgilim olduğunu! Konuşuyor, ama bir şey de demiyor; Ne çıkar, anlatıyor ya gözleriyle, Karşılık vereceğim ben de! Amma da yüzsüzüm, konuştuğu ben değilim ki! Tüm göklerin en güzel yıldızlarından ikisi, Yalvarıyorlar onun gözlerine işleri olduğundan: Biz dönünceye dek siz parıldayın diye. Gözleri gökte olsaydı, yıldızlar da onun yüzünde, Utandırırdı yıldızları yanaklarının parlaklığı, Gün ışığının kandili utandırdığı gibi tıpkı. Öyle parlak bir ışık ağlayanı olurdu ki gözleri gökte, Gece bitti sanarak kuşlar cıvıldaşırdı. Bak, nasıl da dayamış yanağını eline! Ah, eline giydiği eldiven olaydım da dokunaydım yanağına. Konuşuyor ey parlak melek, konuş yine! Sen, göz kamaştıran bir parlaklık veriyorsun geceye;
Kültür-Sanat
Reklam
Yeni bir ateş söndürür başkasının yaktığını. Yeni bir acıyla hafifler eski bir ağrı.
Kültür-Sanat
"Şiddetle başlayan hazlar şiddetle son bulurlar. Ölümleri olur zaferleri, öpüşürken yok olan ateşle barut gibi."
Kültür-Sanat
"Ben mi?" dedi. "Hangi benden bahsediyorsunuz? Ben varlığımda birçok benlerin olduğunu hissediyorum."
Ruhumun binlerce çırpınışıyla uzun uzun tasarladığım halde bir günde yıkılıveren umutlar besledim.
Reklam