Milli Saraylar Resim Müzesi üzerine Sanatsal ve Sosyolojik Bakış 📍
Yağlı boya, pigmentlerin (renk tozlarının) keten yağı gibi bitkisel yağlarla karıştırılmasıyla elde edilen bir boya türüdür. Yavaş kuruma özelliğine sahiptir böylece sanatçıya düzeltme ve karıştırma imkânı verir. Renkleri canlı ve derindir. Kuruduktan sonra parlak ve doygun görünür. Katmanlı çalışmaya uygundur üst üste boya sürerek hacim ve ışık-gölge etkisi yaratılabilir. Dayanıklıdır, doğru saklandığında yüzyıllarca bozulmadan kalabilir. Yumuşak geçişler sağlar ve renkler tuval üzerinde kolayca birbirine karıştırılabilir.
Peki neden Osmanlı döneminde yağlı boya tercih edilmiştir gelin buna bir göz atalım; 19.yyda II. Mahmud döneminden itibaren Batıya yönelmeyle beraber avrupaya öğrenciler gönderilmiş ve batılı resim anlayışı benimsenmiştir. Osmanlı'da sanat her yerde baş göstermiştir. Askeri okullarda da resim eğitimi verilmiştir. Modernleşme döneminin ortaya çıkmasıyla beraber öğrencilere teknik ve perspektif çizim öğretilirken yağlı boya da kullanılmaya başlanmıştır. Bir diğer unsur gerçekçilik ve perspektiftir.
Osmanlı minyatür üzerine oldukça düşkündür fakat minyatür eserlerinde derinlik sınırlıdır. Yağlı boya eserlere derinlik, ışık-gölge ve portre manzara gibi çizimlere daha gerçekçi bir hava katmaktadır. Yağlı boya tekniğinin kullanılmasına Sarayın da oldukça desteği olmuştur. Özellikle Abdülaziz ve II. Abdülhamid döneminde resime ilgi artmıştır. Örneğin, Osman Hamdi bey hem ressam hem de müzecidir. Resim Müzesinde kendisine ait oldukça büyük bir alan ayırılmıştır.
Milli Saraylar Resim Müzesi Dolmabahçe Sarayı yerleşkesinde olan bu müze bize 19.yyda yağlı boyayı en iyi özetleyen koleksiyonlardan biridir. Müze, Osmanlının sanatta ilerleyişi ve modernleşmeyle beraber gelen akademik
Bakıldığında hayatımızdaki temel duyguları bizlere sorgulatan, hatırlatan ve özbenliğimize dönüp kendimizi her koşulda sevmemizin gerektiğini; bununla beraber sevginin içimizde kendimize ait olduğunu ve kaderimizdeki olan olayların aslında kendimizi sevmekten, önceliği kendimize verip içimizdeki ışığı ortaya çıkarmak için gayrette olmamız gerektiğiniz hatırlatan adeta uyarı niteliğinde benliğimize dönmemizi ve içimizdeki fırtınaları, çelişkileri sorgulamamızı sağlayan çarpıcı bir eser.
Kendi içimdeki ışığın ne denli parlak olduğunu bildiğim halde kendime ettiğim haksızlıkları bana sorgulattı. Her yararın görünmez bir izi olduğu gibi her eylemin de bir bedelinin olduğunun kanıtı gibiydi okuduğum her satır...