Gülsema Erata

Mevlânâ şiirler yazdı Şems'in namına..
"Aşktı maveranın soluğuma üflediği, Aşktı ateşlerin İbrahim nöbeti Ve yine aşktı topuklarıma tuz olan Demir çarıklı çölleri seraplardan ayıran Elifle başlayıp elifte bitendi aşk Ahtı aşk. Sende olanı senlemek, benliği beklemekti aşk. Gitmekti vuslatın seherine, Eğilmekti efkârınla secdeye, Kalmaktı aşk. Yakışmaktı toprağa. Topraklaşmaktı aşk. Aşk atılmaktı dehlizlere, Eyüp gibi düşmekti sabrın cevherine, Aşk Kaf Dağı'nda anka aramaktı, Aşk küllerinden yeniden doğmaktı. Aşk visal orucuydu maşukta, Aşk Şems, neredesin? Ah dost, ne hâldesin? ... Düşerken gözlerimden zaman. Neredesin ey sensizlik? Neredesin ey üşüyen yanım?"
Sayfa 61
Reklam
Giden adam Şems'tir. Soğuk bir gecede, bastığı yerleri yakarak, bıraktığı gönlü yıkarak gitmektedir. Gitmek zordur. Zor olduğu kadar sönmeyecek bir kordur aslında. Ah kader! Alına yazılana uymaktır esas gaye...
Sayfa 59
Şems gidiyordu..
Aşkın bir adı da adımlarını gidişlere hazırlamak değil midir zaten? Gelişigüzel gelmesini bilmenin gelme vaktini bildiği gibi, günü geldiğinde aşkın namına, vuslatın nârına gitmenin de zamanını bilmekti...
Sayfa 57
Şems:
"İyiye olan muhabbet yüreğe külfet değil ülfet yapar. Özlemek muhabbettendir. İnsan özlediğine muhabbet duyar."
Sayfa 47
Tasavvuf bir yoldu ve sonu yoktu. Şeyh de olsanız her zaman bir şeyhe ihtiyacınız vardı. "Biliyorum!" demek ne büyük bir sözdü. Ne büyük bir küstahlıktı. Bilmek neydi? Bilince bitiyor muydu? Her açılan kapının ardında başka bir kapı olmasa, kapıları açmanın ne anlamı olurdu?
Sayfa 42
Reklam