Glşn Acr

Glşn Acr
@gulsenacar
İmkânsız deme, o kelimede bile imkân var. -Audrey Hepburn Oyna & Gül & Parla & Tekrar et.
"Çünkü tektipçilik iyi bir şey değil de ondan. Tektipçiliğin olduğu yerden ne felsefe çıkar, ne sanat." Bir kar tanesi gelip şapkasına kondu, bir diğeri de saçına. “Bak, dindarlar eleştirel düşünce ve sorgulamanın değerini anlamıyor, bilim dünyasındaki pek çok akademisyen de inancın insanlar için önemini kavrayamıyor Bense yepyeni bir dil peşindeyim. Bütün duyularımın uyanık olmasını severim; hani şu müthiş ahtapot gibi. Felsefeyi, şiiri, sanatı, bilimi... harmanlayalım. İkilemleri kaldıralım. Cağımızda kafayı kimlikler ve kurallar ve ayrımlarla o kadar bozduk ki Tanrı felsefesinden uzaklaştık. Ya her şeyi yanlış anlıyorsak?"
Sayfa 304·Kitabı okudu
Reklam
Güncesine şöyle yazdı: İnananlar yanıtları sorulara tercih ediyor; netliği kafa karışıklığına. Ateistler de öyle bir bakıma. Tuhaf ama Tanrı hakkında bilgimiz son derece sınırlı oldu halde ne kadar az insan kalkıp da "Bilmiyorum" diyebiliyor. Etrafımız hep "çok bilenler"le dolu. "Emin değilim, kararsızım, hâlâ arıyorum" diyen kimseye rastlamadım daha. Bir tek ben varım galiba.
Sayfa 165·Kitabı okudu
Yıllar sonra, Oxford Üniversitesi'ne doğru yola çıkmadan önce, güncesine şöyle yazacaktı: Ben ne annem gibi dindarım, ne babam gibi kâinatın, beş duyumla kavradığım şeylerden ibaret olduğuna kaniyim. Öyleyse ben neredeyim? Ne mutlak dindarlığa, ne de mutlak akılcılığa dahil olmak isteyenler için bir başka yaklaşım, yeni bir varoluş şekli yok mu acaba? Bir üçüncü yol mesela? Kim bilir?
Sayfa 75·Kitabı okudu
Radyolar, gazeteler, televizyonlar, sinemalar işi gittikçe azıtıyorlar, gün yirmi dört saat, "Özgürlük, eşitlik, kardeşlik için," diye durmadan bağırıyorlardı. Bu dünyada her şey karıncaların özgürlüğü içindi. Onlar eşit, bağımsız karıncalardı. Ve karıncaların karınları tok, sırtları pekti. Ve karıncalar sırtlarının pek, karıncalarının tok olduğunu televizyonlar, radyolar, gazeteler, sinemalar söyledikleri için inanıyorlardı. Fıkara karıncalar mutlu olduklarına da inanıyorlardı. Bu icatlar büyülemişti onları... Bir gün savaş iyidir, diyorlardı televizyonlar, tekmil karıncalar savaşın iyiliğine inanıp, her karınca kendini savaş tanrısı sanıyordu. Ertesi gün sultanın aklına esiyor, savaş kötüdür diyorlardı televizyonlar, radyolar, ötekiler, karıncalar bir anda savaş düşmanı kesiliyorlardı, bulsalar savaş tanrısını kıtır kıtır kesecekler.
Sayfa 176·Kitabı okudu
"Karıncaları fil etme okulları açacağız. Karınca yavrularını daha yumurtadan çıkar çıkmaz alıp bu okullarda eğiteceğiz. Onlar karınca olsalar da kendilerini fil sayacaklar, filliğe fillerden daha bağlı olacaklar. Yüzlerce yıldır insanistanda bu eğitim düzeni uygulanır. Onlar fil olacaklar ama, kendilerini fil sayacaklar ama, karınca kadar fil olduklarını hiçbir zaman unutmayacaklar."
Sayfa 168·Kitabı okudu
Reklam