"Neden hep aynı tip insanlar beni buluyor?" ya da "Neden sürekli benzer kısırdöngülerin içinde dönüp duruyorum?" sorularının bendeki tam karşılığı oldu bu kitap. Dışarıdan bakıldığında hayranlık uyandıran, her şeye sahip, kadınları peşinden koşturan narsist bir "Kral" olan (Kenan), aslında çocukluğunda annesinden bir dönem alamadığı sevginin, terkedilme korkusunun esiri olduğunu izliyoruz. Kitap boyunca Kenan’ın o sahte tahtından aşağıya nasıl paldır küldür yuvarlandığına şahit oluyoruz. "Kader motifi" kavramı kitabın bence en vurucu kısmı. Çocukken canımızı en çok ne yaktıysa, yetişkinliğe geçtiğimizde farkında olmadan aynı acıyı üreten insanları hayatımıza çekiyormuşuz. Beyin, mutsuz da etse "tanıdık" olan acıyı güvenli liman sanıyor işte.
Psikolojik tahliller o kadar akıcı ve derin ki, Kenan’a kızarak başladığım kitapta kendimi onun çocukluğuna şefkat duyarken buldum. İnsanın kendi maskeleriyle ve kısırdöngüleriyle yüzleşmesi için kesinlikle okunması gereken, bittiğinde uzun süre tavana baktıran bir eser.
Kral KaybederseGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 201521,9bin okunma
Bazı kitaplar vardır; bittiğinde kapağını kapatırsınız ama anlattıkları uzun süre sizinle kalır. Anlaşılmak Şifadır benim için tam da böyle bir kitaptı. Gülseren Budayıcıoğlu'nun danışan hikâyelerini anlattığı kitaplarını yıllardır severek okuyorum. O hikâyelerde insan ruhunun ne kadar derin, karmaşık ve bir o kadar da kırılgan olduğunu her defasında yeniden görmüştüm. Bu kez ise danışanlarının değil, Gülseren Hanım'ın dünyasına misafir oldum. Mert İnan'ın gerçekleştirdiği bu söyleşide; çocukluğundan gençlik yıllarına, meslek hayatından özel yaşamına kadar uzanan yaşam yolculuğunu okurken samimi bir sohbeti dinliyormuş gibi hissettim. Sayfalar ilerledikçe yalnızca onun hayatına değil, insan ruhunun en görünmez köşelerine de bir yolculuk yaptım.
Çocukluğun bıraktığı izlerden ilişkilerde taşıdığımız yaralara, aşkın karmaşık dünyasından değersizlik duygusuna, depresyondan mutluluğun peşindeki arayışımıza, kadına şiddetten dijital çağın yalnızlıklarına kadar hayatın içinden pek çok konuya değiniliyor. Üstelik bunu akademik bir dille değil; sanki karşılıklı kahve içiyormuşsunuz da size içtenlikle hayatı anlatıyormuş gibi bir sıcaklıkla yapıyor.
En sevdiğim yanı ise okura bir şeyler öğretmeye çalışmamasıydı. Hayatı anlatıyor, insanı anlatıyor ve gerisini sizin kalbinize bırakıyor. Belki de bu yüzden okurken sık sık satırların altını çizdim. Çünkü bazı cümleler yalnızca okunmuyor; insanın içine yerleşiyor, düşüncelerine karışıyor ve uzun süre orada kalıyor.
Bazen kendime döndüm, bazen geçmişime. Bazen de çevremdeki insanları, onların kırgınlıklarını ve sessizliklerini daha iyi anlamaya çalıştım. Kitabı bitirdiğimde elimde yalnızca psikolojiye dair bilgiler değil, kendime dair küçük farkındalıklar da vardı.
Ve bir kez daha anladım ki insanın en büyük ihtiyacı kusursuz olmak
Ara ara Gülseren Budayıcıoğlu kitaplarını mutlaka alıyorum okuma rutinime, soluklanmak gibi geliyor bana.
.
.
Bir kısmını dizilerden de bildiğimiz travmalar var kitapta. Dili çok akıcı kitabın, okutuyor kendini...
.
.
Gülseren Budayıcıoğlu'nun bir dönem TRT spikerliği yaptığımı da bu kitapta öğrenmiş oldum. Hem de bunu bir yandan tıpta okurken yapmış...
.
.
Keyifliydi...
.
Kitapla
Sevgiyle
Madalyonun İçiGülseren Budayıcıoğlu · Doğan Kitap · 202421,6bin okunma
"İnsanın kendini değiştirebilmesi her zaman büyük bir devrim niteliğindedir. Devrimler aniden olur gibi görünse de, aslında ortaya çıkışından çok önce başlar hazırlıklar. Öyle yavaş, öyle derinden gider ki her şey, yeraltında faaliyet gösteren gizli örgütler gibi, insanın kendinden bile gizlenirler. Kimseler fark etmeden için için kaynamaya başlayan bir yanardağ gibidir o. Lavlar püskürmeye başladığında artık hareket kendini tamamlamış ve tanımlamıştır. Ne mutlu o devrimi kendi hayatında yapabilenlere..."
Gülseren Budayıcıoğlu kalemini çok sevdiğim yazarlardan ve bu kitabı da yine şaşırtmadı. Kitabın ana kahramanı olan Ayşa isimli hastasının Kırmızı Odaya gelme sebebi derinlemesine anlatılıyor. Ayşa'nın görünürdeki problemi, herhangi bir sıkıntı anında pelerin takarak dönmeye başlaması...Bu problem ise çocukluğundaki travmadan kaynaklanıyor ve bu travmadan sonra başına gelen her sıkıntıda dönerek kendini koruyabileceğini düşünüyor. Pelerini ise onun en büyük kalkanı olmuş. Kitap Ayşa'nın çocukluğundan itibaren başından geçen olayları anlatıyor. Bu olaylar arasında gizlenmiş sırlar da var tabi. Okuyucu olarak şaşırdığım ve etkilendiğim o kadar çok detay oldu ki...Ayşa'nın ailesi, çocukluk aşkı Ali, hikayeyi farklı noktalara getiren Doğan...
Yazılanların gerçek hikayeden alınmış olması yüreğimi sızlatsa da benzer problemlere sahip olan kadınlara cesaret vermesi açısından faydalı buldum. Kitabın başından beri Ayşa'nın hikayesinin mutlu sonla mı mutsuz sonla mı biteceğini düşündüm durdum, her bir sayfadan sonra sonraki sayfada olacakları merak ederek okudum. Kesinlikle tavsiye ediyorum.
Not: Psikolojik olarak çok etkileyiciydi, okumaya başlamadan önce ruhsal anlamda hazır olunması gerektiğini düşünüyorum.
Kırmızı PelerinGülseren Budayıcıoğlu · Doğan Kitap · 20223,446 okunma
Her sayfada karakterlerle birlikte düşündüm, empati kurdum, sorguladım. Okurken kitabı elimden hiç bırakmadım sürükleyici ve akıcı. Özellikle insan psikolojisini konu alan muhteşem bir eser .
Günahın Üç RengiGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 201916,6bin okunma
Gülseren Budayıcıoğlu’nun Kral Kaybederse adlı romanı, ilk bakışta bir aşk ve aldatma hikâyesi gibi görünse de, aslında narsistik kişilik örüntüsünü, çocukluk travmalarını ve ilişkilerdeki bağımlılığı ele alan psikolojik bir romandır. Yazar, gerçek danışan öykülerinden ilham alarak kurguladığı bu eserde “güçlü görünen insanın içindeki kırılgan çocuğu” anlatır.
Romanın temel konusu
Romanın merkezinde Kenan vardır. Yakışıklı, başarılı, zengin ve kadınların büyük ilgi gösterdiği bir adamdır. Kendisini adeta “kral” gibi görür. Ancak bu güçlü görüntünün altında, çocukluğunda annesi tarafından aşırı yüceltilmiş, babasıyla sağlıklı bağ kuramamış ve gerçek sevgi yerine hayranlıkla beslenmiş bir kişilik yatar. Bu nedenle yetişkinlikte kadınları sevilecek insanlar değil, kendisini besleyen aynalar olarak görür.
Roman ilerledikçe Kenan’ın hayatı yavaş yavaş çökmeye başlar. İş hayatındaki kayıpları, ilişkilerindeki kırılmalar ve sonunda yalnız kalışı, onun “kral” kimliğinin parçalanmasına neden olur.
Karakter analizi
Kenan
Kenan romanın en güçlü karakteridir.
Onun en belirgin özellikleri:
* Kendini herkesten üstün görmesi
* Sürekli beğenilme ihtiyacı
* Empati eksikliği
* Kadınları elde edilmesi gereken birer “başarı” olarak görmesi
* Terk edilmeye karşı yoğun korku
Roman boyunca Kenan’ın aslında özgüvenli değil, özsaygısı kırılgan bir insan olduğu anlaşılır. Dışarıdan güçlü görünse de, başkalarının hayranlığı olmadan kendini değerli hissedemez.
Fadi
Romanın en etkileyici karakterlerinden biridir.
Çocukluğu yoksulluk ve sevgisizlik içinde geçmiştir. Bu yüzden Kenan’ın gösterdiği küçük ilgi bile onun için büyük bir sevgiye dönüşür.
Kral KaybederseGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 201521,9bin okunma