#okudumbitti
YAZAR: NORA GÜLÜM ERDİNÇ
YAYIN: AYA YAYINLARI
Herkese merhabalar bugün sizlere Nora Gülüm Erdinç'in kaleminden Andromedalı kitabıyla geldim kitabımız ilk sayfalardan itibaren gizem duygusunu hissettiren bir kitap. Duru'nun gördüğü rüyalarla başlayan olaylar zamanla çok daha büyük bir hikâyeye dönüşüyor. Antik Mısır'dan günümüze uzanan bağlantılar, arkeolojik sırlar ve açıklanamayan olaylar kitabın atmosferini oldukça güçlü hale getiriyor.
Okurken en çok hoşuma giden şeylerden biri farklı dönemlerde yaşayan karakterlerin hikâyelerinin yavaş yavaş birbirine bağlanması oldu. Her yeni bölümde parçalar biraz daha yerine oturuyor ama aynı zamanda yeni sorular da ortaya çıkıyor. Bu da merak duygusunu sürekli canlı tutuyor.
Kitap sadece bilim kurgu değil; içinde tarih, mitoloji, gizem ve macera da var. Özellikle Mısır'ın gizemli dünyasını seven okurların ilgisini çekeceğini düşünüyorum. Olayların arkasındaki gerçeği öğrenmek için sayfaları hızla çevirdiğim kitaplardan biri oldu.
Farklı türlerin başarılı şekilde harmanlandığı, merak unsurunu kaybetmeyen ve okuru sürekli düşünmeye iten bir roman arıyorsanız Andromedalı'ya şans verebilirsiniz.
#ALINTILAR
İnsanlar yardımı hep karşıdan bekler; hâlbuki çözümlerinin çoğu zaten kendilerindedir. Fark etmezler; çoğu da fark etmek istemez.
"İnsan kendi mutsuzluğunu yaratır."
"Biliyor musun; kötülük yapanlar her zaman yaptıklarının bedelini öderler. İster bu dünyada ister öteki dünyada..."
AndromedalıNora Gülüm Erdinç · Aya Yayınevi · 202367 okunma
Nazım Hikmet’in tutkulu kaleminden çıkan bir şiir kitabı. Bu kitapta aşkın; hayattan, memleket sevdasından ya da toplumsal kavgadan soyutlanmış bir duygu olmadığını anlatıyor. Nazım Hikmet der ki, bir kadını severken aslında dünyayı, insanlığı ve geleceği de severim. Hayatının büyük bir kısmını parmaklıklar ardında ve sürgünde geçirmesine rağmen sevmekten ve kadınlarından hiç vazgeçmemiş. En derin acılarını ve en coşkulu sevdalarını büyük bir sevinç ve sadelikle anlatıyor.
Okumak için sayfaları heycanla çevirdiğim ama bitmesini istemediğim bir kitaptı. Biliyordum sonunun böyle biteceğini Bülbülün kırk şarkısı! beni kırk yerimden bıçakladı sanki…
Bülbülün Gülüm demesi, kıskandım bülbülü. Ne güzel sevmişti Rasûlallah, ne güzel sevilmişti Rasûlallah.Bülbül Gülünü istedi. Halime Gülünü bırakmak istemedi. Ebûbekir Gülünün dostluğunu istedi. Gülüm Miraçta ümmetini bırakmak istemedi, sahi neden istemedi o kadar ezâya rağmen ümmetini bırakmayı…
Senin derdinle yanmak bir saâdet yâ Rasûlallah
Şu âlemde hemân sensin hakîkat yâ Rasûlallah
(Lâedri)
(Rasûlüne kavuşmayı sen nasib eyle Allah’ım.)
05.06.2026 - 22:22
Bir derdi, bir davası olan insanlara hep saygı duymuşumdur; Nazım Hikmet Ran da onlardan biri. Seçme şiirlerinin toplandığı bu ince kitapta memleket hasreti, mahkumiyet, evlat özlemi, savaş ve kahramanlıklar, aşk, gurbetçilik, toplumsal sorunlar, fakirlik, gariplik, direniş ve daha nice konu müthiş bir edebi üslupla okuyucuya sunulmuş. Altını çizdiğim ve paylaştığım bir sürü dize oldu. Şiir sevenlerin zaten okumuş olduğunu düşünüyorum ama okumayanlara da tavsiye etmiş olayım. Ve kitabın son şiiri olan “Otobiyografi” şiirinden bir alıntıyla incelememi bitireyim:
__“kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
ben ayrılıkların
kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
ben hasretlerin”__
Kendi yaşamını bu denli iç acıtan ve samimi cümlelerle özetlemesi bile çok şey anlatan bu şair okunmaya değmez mi?
Nazım Hikmet, aşkı ve memleketi birbirinden ayrı görmek yerine ikisini tek bir noktada birleştiriyor. Şiirlerinde memleketine duyduğu hasret, sevdiği kadına duyduğu hasretle besleniyor. İkisini de aynı derinlikle ve adanmışlık duygusuyla seviyor. Okuyucu olarak bir dizede bireysel bir aşkı hissederken hemen bir sonraki dizede vatan toprağının kokusunu, halkının acılarını bulabiliyorsunuz.
Şairin en büyük ustalığı ise dil kullanımında. Gayet duru, lirik ve akıcı bir dil. Toplumsal sorunları bile estetik bir dille işlemiş.
Kitabın en baskın duygusu bana umut gibi geldi. En zorlu memleket şartlarında; sürgünde, hasretlikte bile henüz vakit varken diyebilmek, hayatı ve geleceği sevebilmek Hikmet'in vizyonunu belli ediyor.
Kitapta sevgi, umut, özlem, özgürlük ve insan sevgisi gibi temalar ön plana çıkar. Şair, yaşamın zorluklarına rağmen umudunu kaybetmemeyi ve hayatın güzelliklerini fark etmeyi okuyucuya anlatır.