Askıda duran düşünceler üzerime geçirdiğim ceketin yakasına yapışmış boğulmama sebbebiyet verirken kızaran gözlerimin yere bakması bir refleks haline gelmişti. Utancımdan ayak parmak uçlarıma bakıyor nasıl işin içinden çıkacağımı kestiremiyordum. Yutkunduğum sırada boğazım düğümleniyor onunla göz göze gelecek cesareti kendimde bulamıyordum.
Düşündüğümün aksine her gün güneş doğuyor, gökyüzü berraklaşıp ağaçlar gölgelerini benimle paylaşıyordu. Beni misafir eden meşe ağacının altında gözlerimin önünden binbir türlü düşünce geçiyordu. Gözlerimi kapattığımda zihnimin önünde bir beyaz perde beliriveriyor ve hiç dinmeyecekmişcesine neşeli kahkahalarımızın olduğu anılar gösteriliyordu.