"Çoğu mutlulukta gözümüz kalıyor evet. İmreniyor, özeniyoruz. Fakat kimse de kalkıp silkelenmeyi, kendine gelip gününü güzelleştirmeyi, kendini iyi hissettirecek şeyler yapmayı akıl edemiyor. Siyah beyaz ve derin derin uzaklara bakan dalgın ve bedbaht bir fotoğrafı kendine yakıştırıyor da rengârenk balonları taşıyan ışıl ışıl bahar fotoğrafları başkalarına yakıştırıyor sanki. İnsan baktığında şunu düşünüyor. Yahu hiç mi iyi bir şey yok? Hiç mi umut yok?"
"Bazen küsüyorum kendime, sonra hemen barışıyorum, insan önce kendisiyle barışacak, önce kendini sevecek ki sonra başkalarına dağıtabilsin sevgisini..."
''İçinizden caddenin ortasına atılmak, kudurgan arabaların acı frenlerine aldırmadan avazınız çıktığı kadar bağırmak gelmiyor mu sizin de?
Sesiniz içinizdeki bütün sıkıntıyı götürüp atmosferin dışındaki bir yere atıncaya kadar sınırsız bir güçle bağırmak...
Söylenmiş binlerce cümlenin zihninizdeki basıncını patlatıncaya kadar durmadan duraksamadan bağırmak...
Bütün vitrin camlarını, bütün katı kalpleri, bütün betonarme vicdanları ve bütün merhametsiz sözleri çatlatıncaya kadar bağırmak...''