Su sıcaklığı, tuzluluk ve okyanus akıntıları gibi veriler ilk bakışta sıradan bilimsel parametreler gibi durabilir. Ancak bu veriler, özellikle denizaltı harp teknolojisi (Anti-Submarine Warfare - ASW) için hayati önem taşır. Sonar Dalgalarının Kırılması: Ses dalgalarının su altındaki yayılım hızı ve yönü; suyun sıcaklığına, basıncına ve tuzluluk oranına bağlı olarak dramatik bir şekilde değişir. Bir ülkenin karasularındaki bu dinamikleri (termoklin tabakalarını) tam olarak bilmek, o sulara sızacak düşman denizaltılarının sonar radarlarına yakalanmadan nasıl hareket edebileceğini hesaplamak ya da tam tersi, yaklaşan bir tehdidi tespit edebilmek anlamına gelir. Çin'in bu konudaki hassasiyeti, Güney Çin Denizi ve Tayvan Boğazı gibi jeopolitik fay hatlarındaki askeri üstünlük arayışıyla doğrudan ilgilidir. Soğuk Savaş döneminden beri ABD (Navy Marine Mammal Program) ve Rusya'nın yunusları, fokları ve hatta balinaları (2019'da Norveç açıklarında bulunan meşhur casus balina Hvaldimir gibi) mayın tespiti, liman koruma ve su altı sabote edici unsurları izleme amacıyla eğittiği öteden beri biliniyor. Siborg Hayvanlar: Canlı kaplumbağa veya balıkların üzerine yerleştirilen, dışarıdan fark edilmesi son derece güç, enerji ihtiyacını canlının hareketinden veya minik pillerden alan mikro sensörler. Biyotaklit Robotlar: Doğrudan bir balık veya deniz canlısı gibi yüzen, sonar radarlarında biyolojik bir varlık gibi görünen ve ayırt edilmesi neredeyse imkansız olan insansız su altı araçları (UUV). Çin'in WeChat üzerinden yaptığı duyuru ve yerel balıkçılara vaat ettiği yüksek meblağlı ödüller (500 bin yuan'a kadar), Pekin'in "Halk Savaşı" (People's War) doktrininin siber ve denizel alana uyarlanmış bir versiyonudur. Devlet, profesyonel istihbarat ağlarının yetersiz kalabileceği
İstihbarat
Hakan Şükür buharlaştı mı?
George Orwell'in kült kitabı 1984'te 'buharlaşma' diye bir olay var. Buharlaşma denilen şey şöyle oluyor; bir kişi partinin menfaati dışında bir iş yaptığında yazarın tabiriyle 'buharlaştırılıyor'. Kısaca yok ediliyor. Bir sabah bir uyanıyorsunuz o kişi yok olmuş. Ve işin garip yanı kimse o kişiyi sormuyor. "Yahu bu adam nereye kayboldu?" demiyor. Bildiğin o kişi hiç var olmamış gibi davranıyor herkes. Tanıdık mı? Malumunuz dünya kupası başladı ve dünya kupası dendiği zaman ilk akla gelen kişilerden biri Hakan Şükür olmasına rağmen nedense hiç öyle değilmiş gibi davranılıyor. 2002'de Güney Kore maçında tüm dünya kupası tarihinin en erken golünü atan adamı yabancı spikerler her dünya kupası organizasyonunda anarken Türk spikerler adını ağzına bile almıyor. Adını ağzına alan spiker maçın ikinci yarısında değişiyor (ahan da buharlaştı). Senelerce aynı forma altında mücadele verdiği arkadaşları asla adını zikretmiyor. Yahu tamam öküz öldü ortaklığınız bozuldu. Tamam Hakan Şükür sizin deyiminizle vatan haini. Tamam da adam hiç var olmamış gibi davranmak nasıl bir ruh hastalığıdır? 1984'deki durumun bir adım ötesi ne biliyor musunuz? Şu, "Ne Hakan Şükür'ü Muratcım, senin kafan karışmış. Seni tedavi etmemiz lazım... Nasıl tedavi ettiklerini uzun uzun yazmayacağım kitabı okursanız görürsünüz. Velhasıl kelam anlıyoruz ki Hakan Şükür demek suç. O yüzden bir daha ondan bahsederken, eski Akp milletvekili deyin!
Reklam
Teach You a Lesson 2026 (Dizi)
Teach You a Lesson, disiplinin ve saygının kaybolduğu bir eğitim sisteminde, sınırları aşan öğrencilere ve velilere karşı sıra dışı yöntemler kullanan müfettişlerin hikayesini anlatan bir Güney Kore dizisidir. Eğitim Hakları Koruma Ajansı'nda saha sorumlusu olan ana karakter Na Hwa Jin, mükemmel dövüş yetenekleri ve keskin zekasıyla dikkat çeker. Okullarda otoritenin yerle bir olduğu, öğretmen haklarının zedelendiği ve zorbalığın arttığı bir toplumda çocuklara yanlışlarını doğrudan öğretmek için gelen bu sıra dışı müfettiş, alışılmadık ve katı dersler vermeye başlar. ☆☆☆ Okul yapımı olanları pek sevmiyordum ama bu çok iyi geldi. Hiç sıkıcı değil: dram, komedi, aksiyon vs. bir arada. Yetişkinlere de hitap ediyor. Az ve öz. SORUNLU ÖĞRETMEN, SORUNLU VELİ, SORUNLU ÖĞRENCİ kurgularında gerçekleri o kadar güzel ele alıp öyle tatmin edici adalet sağlıyorlar ki, beğendim. İnsanları bilinçlendirmek için harika dizileri varken bizimkiler gel götürünü yapar. (Okul temalı diziler olarak.) Ve adamlar Osmanlı tokadı çakması ile dizi yapmışlar: Ayaktan büyük eliyle öyle vuruyor ki... "Lafla anlayana lafla, şiddetle anlayana şiddetle öğretiriz." Çocukları cezaevine koydukları bölüm var: İçlerindeki pisliğin o şekilde bile temizlenemediğini fark ettirdi. Bir halttan anlamayıp p.ştluk peşinde koşana ne etmek gerekirdi?..
Dizi/Film
Bastırrr Güney Afrikaaaa
1000Kitap
Ermenistan, 2020 Dağlık Karabağ Savaşı sonrasında en büyük güvenlik garantörü olan Rusya'nın Ukrayna savaşı nedeniyle lojistik ve siyasi olarak devre dışı kalmasıyla büyük bir tedarik krizi yaşadı. Hindistan bu noktada Ermenistan için adeta bir can simidi oldu: Sistem Uyumluluğu: Hindistan ve Ermenistan ordularının her ikisi de tarihsel olarak Sovyet/Rus askeri ekolünden geldiği için, Ermenistan'ın Hint yapımı silahları (Swathi radarları, Pinaka roketleri vb.) kendi envanterine entegre etmesi ve askerlerini eğitmesi çok hızlı oldu. Su-30MKI Hamlesi: Ermenistan'ın Hindistan'dan Su-30MKI savaş uçakları tedarik etmek istemesi tesadüf değildir. Hindistan, dünyada bu Rus menşeli uçakları kendi yerli aviyonikleri, radarları ve "BrahMos" gibi füzeleriyle modernize edip üreten en deneyimli ülkedir. Bu, Ermenistan'ın Rus teknolojisinden kopmadan Batı/Asya standartlarında modernize olmasını sağlıyor. Ankara, İslamabad ve Bakü arasındaki askeri ittifak, Hindistan için Keşmir konusunda doğrudan bir tehdit unsuru haline gelmiştir. Pakistan'ın Dağlık Karabağ'da Azerbaycan'a aktif askeri destek vermesi ve karşılığında Azerbaycan'ın Keşmir meselesinde Pakistan tezlerini savunması, Yeni Delhi'yi karşı hamle yapmaya zorladı. Azerbaycan'ın Pakistan'dan Çin-Pakistan ortak yapımı JF-17 Blok III savaş uçakları satın almasına karşılık, Hindistan'ın Ermenistan'a Akash hava savunma füze sistemleri ve anti-drone sistemleri vermesi, Kafkasya'daki askeri güç dengesini yeniden kurma çabasıdır. Hindistan, geleneksel olarak kendi yakın çevresine (Güney Asya ve Hint Okyanusu) odaklanan bir güçken, Ermenistan ittifakı sayesinde ilk kez Avrasya ve Güney Kafkasya kalbinde kalıcı bir jeostratejik dayanak noktası elde etmiştir. Ermenistan, Hindistan'ın savunma sanayisi için sadece bir müttefik değil,
1000Kitap
#rüzgargibigeçti #confederasyon Rüzgâr Gibi Geçti’nin ilk cildinde sık sık geçen Konfederasyon (Confederacy), Amerikan İç Savaşı sırasında kuzeyden ayrılan güney eyaletlerinin kurduğu devlettir. Kimlerdi bunlar? 1861’de 11 güney eyaleti, Amerika Birleşik Devletleri’nden ayrıldıklarını ilan etti ve Confederate States of America adlı yeni bir devlet kurdu. Başlıca eyaletleri: * Georgia (Scarlett’ın yaşadığı yer) * South Carolina * Alabama * Mississippi * Louisiana * Virginia ve diğer bazı güney eyaletleri. Neden ayrıldılar? Temel anlaşmazlık kölelik meselesiydi. Güney’in ekonomisi büyük ölçüde pamuk plantasyonları ve köleleştirilmiş siyah işgücüne dayanıyordu. Kuzey ise köleliğin yayılmasına giderek daha fazla karşı çıkıyordu. Romandaki önemi Scarlett, Ashley, Melanie ve diğer kahramanların hepsi Konfederasyon tarafındadır. Romanın başında çoğu kişi savaşın kısa süreceğini ve Güney’in kolayca kazanacağını düşünür. Fakat savaş uzadıkça: * Erkekler cepheye gider. * Plantasyonlar yoksullaşır.
Reklam
Reklam